|
|
KIZILDERİLİ ŞEREF YASALARI
1 - Dua etmek için güneşle birlikte kalk. tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler, eğer sen sadece konuşursan.
2 - Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 - Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 - Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamale et.
5 - Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 - Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol - ister insan ister bitki olsun.
7 - Diğer insanlarin düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandir. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 - Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 - Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 - Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. Iyimser ol.
11 - Doğa BİZİM İÇİN DEĞİLDİR, o bizim bir PARÇAMIZDIR. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 - Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 - Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın, verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 - Her zaman dürüst ol.
15 - Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben'in, Ruhsal ben'in, Duygusal ben'in ve Fiziksel ben'in - hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çallıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 - Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 - Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol.
18 - Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma - özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
19 - Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.
20 - Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
21 - İyi talihini başkaları ile paylaş. Yardım kurumlarına bağışta bulun, şefkatli ol..
Nietzsche’den sevgilisi Salome’ye…
Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudun okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, Hem kızdım hem güldüm halime, Sonra dedim ki “söz ver kendine” Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin, Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundan, anladım.
Nietzsche 1月28日
İLGİNÇ BİLGİLER!
Aslında bu bilgileri bilsek de olur bilmesek de. Buna karşın bu bilgileri nerede söylesek herkesin ilgisini çeker, dinleyenler gözlerini sizden ayırmaz.Kimine herkes güler kimine ise şaşırır. İşte bizleri kah şaşırtan kah güldüren,kah düşündüren o bilgiler:
- Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır. - Filler zıplamayan tek memelilerdir. - Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. - 2 bin 600 kurbağa cinsi vardır. - Bir sineğin, saatteki hızı 80 km’dir. - Yunuslar, gözleri açık uyurlar. - Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır. - Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. - İnek sütünün PH değeri 6’dır. - Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. - Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. - Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. - Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. - Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. - Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır. - Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır. - Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar. - Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler. - Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler. - İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. - Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. - Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir. - Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir. - İngilizce’deki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur. - Sahra Çölü’ndeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır. - Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır. - Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı. - Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir. - ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır. - Ortalama bir erkek, hayatının 3 bin 350 saatini tıraş olmak için harcar. - Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. - Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir. - Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. - İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir. - Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır. - Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı. - Her 25 kişiden biri astım hastasıdır. - Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir. - Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır. - Günışığından daha fazla yararlanmak için ileri saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır. - Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer. - Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. - Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu. - Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır. - Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür. - Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar. - Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir. - Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer. - Sadece dişi sivrisinekler ısırır. - Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır. - Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır. - Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır. - Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altınının 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır. - Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır. - Larry Hagman (JR.) Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi. - Salatalığın yüzde 96’sı sudur. - Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır. - Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur. - Timsahlar renk körüdür. - Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar. - Sadece dişi kanaryalar ötebilir. - Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler. - Havuca rengini karoten verir. - İnciler sirkede erir. - Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. - Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir. - En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır. - Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti. - Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı. - Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. - Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır. - Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var. - Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir. - Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanların 10 katıdır. - Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir. - Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır. - Kutup ayıları solaktır. - Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler. - Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir. - İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür. - Develerin üç tane kaşı vardır. - Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar. - Istakozların kanı mavi renktedir. - Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer. - Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur. - Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır. - Yılanlar duyamaz. - Zürafalar yüzemez. - Kediler şeker tadını ayırt edemez. - Atlar, bir ay ayakta kalabilirler. -Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar. - Kangurular, geriye doğru yürüyemez.
Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı.
Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi. Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor. Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu bilirlenirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi. Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen uzmanlar, esnekliği çok fazla olan örümcek ipliğini kopartmak için gereken enerjinin benzer biyolojik metaryalleri koparmak için gereken enerjiden 10 kat daha fazla olduğunu tespit etti. Bu arada dünyada 34 bin cinsi bulunan örümceğin renk körü olduğu ve bozulan ağlarını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği için ağın tamamen geri dönüşümlü olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, ayrıca erkeğine göre 4-5 kat daha büyük olan bazı dişi örümcek cinslerinin çiftleşmeden sonra erkek örümceği yediğine şahit oldu. Öte yandan aralıksız çalışmalar neticesinde Amerikalı araştırmacılar örümceğin ağ örerken kullandığı iki proteinin DNA haritasını çıkarmayı başarırken, ultra dayanıklı ürünlerin üretilmesi için ağ üzerindeki araştırmalar sürüyor.
|
|
 |
NEDEN HAPŞIRIYORUZ?
Hapşırma, ani, irade dışı, sesli bir şekilde ağızdan ve burundan nefes vermektir. Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşan psikolojik bir reaksiyondur. Aslında burnumuz nefes almamızda çok önemli bir görev yapar. Hava onun dar kanallarından türbülans oluşturarak geçerken hem ısısı ayarlanır, hem de içindeki toz burada filtre edilir. Buradaki sinirlerin uyarılmasının nedenleri değişiktir. En çok alerjik etkilenmedir ama toz, duman, parfümler hatta aniden ışığa bakma gibi başka birçok nedenleri daha vardır. Hapşırmadan önce sanki bir yerimiz ısırılmış gibi sinir uçlarının ikaz göndermesi sonucu, burnumuzdan önce bir salgı gelir. Biz bunun pek farkına varamayız. Bu salgının ardından beyine giden ikaz neticesinde baş ve boynumuzdaki kaslar uyarılarak ani nefes boşanması olayı yaşanır. Ses tellerinin olduğu bölüm önce kapanır ve buradaki havanın basıncı iyice yükselir. Sonra aniden açılarak hava yüksek bir sesle dışarı verilir. Tabii beraberinde burnumuzdaki toz gibi yabancı maddeler ve soğuk algınlığı yaratan mikroplar da. Ancak tıp bilimi hapşırma ile yayılan mikropların, elle yayılanlardan çok daha az olduğunu saptamış bulunmaktadır. Uyku sırasında özellikle rüya safhasında sinir sisteminin bazı elemanları kapalı olduğundan normal şartlarda hapşırma olmaz. Uyarı çok kuvvetli ise olabilir ama anında uyanılır. Ancak bu beyin tarafından tehlike olarak algılanmaz. Uyurken ayağını gıdıkladığımız kişinin ayağını çekip, arkasını dönüp, uyumağa devam etmesi gibi. Hapşırma refleksinin detayları tam bilinmese de kesin olarak bilinen bir şey var. Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Bunu bilim insanları vücudumuzda bir acı veya ağrı duyduğumuzda gözlerimizi kapatmamıza bağlıyor. Kibarlık olsun diye hapşırığı tutmaya çalışmak ise kesinlikle tavsiye edilmiyor. Güneş ışığı ile karşılaşınca hapşırmanın genetik olduğu ileri sürülüyor. Dünya nüfusunun en az yüzde 18'i bu hassasiyete sahip. Hapşırma sayısının da genlerle nakledildiğini ileri süren bilim insanları var. Bazı ailelerde üç kere hapşırılırken, bazılarında sekizincide duruyormuş. İnsanlara hapşırdıktan sonra 'çok yaşa' deme adetinin kökeni Hıristiyanların 'God bless you' yani 'Tanrı seni takdis etsin' veya Tanrının hayır duası üzerinde olsun' cümlesine dayanmaktadır.

BİLİYOR MUSUN?
1.Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur… 2. Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur… 3. Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur… 4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydınlatıyor… 5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur… 6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir… 7. Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var… 8. Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz… 9. Varlığından haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur… 10. Dünyanin en büyük hatasını bile yapsanız, mutlaka bundan size yarayacak birşey çıkar. 11. Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafinıza bir bakın…belki de sırtını dönen sizsiniz..? 12. Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip olamazsınız. Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde edersiniz. 13. İnsanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun, kabalıklarını unutun. 14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin, bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz 15. Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız,bunu hemen şimdi ona söyleyin 1月27日

İLGİNÇ HABERLER * Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu * Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını * Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini * Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyeceğini (Mmmmh!!:) * İdrarın zifiri karanlıkta parladığını * Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini * Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini * Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini * Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını * Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını * Farelerin ve atların kusamadıklarını * 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını * Çakmağın kibritten önce bulunduğunu * Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu * Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını Biliyormuydunuz?
ERDAL İNÖNÜ
Bilim adamlığı yanında renkli siyasi kimliği ile de hatırlanacak olan Erdal İnönü, ince espri anlayışıyla da çevresindekileri kahkahalara boğan bir kişiydi. İşte İnönü’nün tebessümle okuyacağınız esprileri:
GÖREMEZSİNİZ TABİİ! Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar: - Sayın inönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek? - Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.
ÖLÜRÜM YOLUNA Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey’e hitaben “Ölürüm yoluna” diye haykırır. Erdal Bey cevap verir: Dur, ölme. Bir oy bir oydur.
O BENİM İŞTE! Erdal Bey bir gün İstanbul’da taksiye binmiş. Şoför: “Sen ne kadar Erdal İnönü’ye benziyorsun” demiş. “O, benim” diye cevap vermiş Erdal Bey… Şaşırmış taksi şoförü… “Yahu” demiş, “…birisi daha var. Harbiye’nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü”. Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış: “O da benim….!”
BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ SHP genel başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun “Birşey almak ister misiniz, efendim” sorusu üzerine “Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz” yanıtını verir.
FİLM İYİ Kİ BİTTİ SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris’e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, “Filmi nasıl buldunuz?’ diye sordu. İnönü cevapladı: - Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti…
KARAYALÇIN YAPAR! Kars ve Van mitinglerinden Ankara’ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu “Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. ” dedi. Ön koltukta gazete okuyan İnönü’nün cevabı ise şöyle oldu: - Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!
PLATONİK AŞK İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz’ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü’ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi: - Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.
BEN KEDİ MİYİM ? İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duydu. Eşi Sevinç Hanım “Erdal koş fare var’ diye bağırıyordu. İnönü istifini bozmadı ve eşine öyle seslendi: - Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim… ?
ÜLKEMİ BENDEN KÖTÜLER YÖNETMESİN DİYE Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir: - Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!
SEN BANA DEĞİL CİZRELİLERE TEŞEKKÜR ET Bir seçim dönemi… SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir. Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir. Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder. Aldığı yanıt: - Sen bana değil, asıl Cizrelilere teşekkür et…
ANTİDEMOKRATİK KARARLARDA OYLAMA OLMAZ Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında dumanaltı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü: - Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek, olunca arka sıralardan bir üye; - Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim, diye itiraz etmeye kalkışınca cevabı aldı: - Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!
DURUN YAV, MESELENİN KÖKÜNE İNELİM Seçim otobüsüyle bir yere gidiliyor. Otobüsün kornası aniden bozulmuş, ötüp duruyor. Şoför otobüsü sağa çekip durdurmuş, arızayı gidermeye çalışıyor ama nafile. Yolculardan birinin şoföre: - Kablosunu kopar, diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz ediyor: - Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim.
SİZDE DEVLETTE ÇALIŞAN BİRİ YOK MU? DEP’li Sırrı Sakık, SHP’den milletvekili adayı olmak için başvurur ve İnönü’yle görüşmeye gelir: - Hakkımda bir sürü dedikodu çıkardılar. Önceden bilesiniz; ağabeyim (Şemdin Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste… İnönü şaşırır: - Yav, sizde hiç devlete çalışan biri yok mu?
NORVEÇ'TE BAŞKAN OLURSUNUZ Gazeteci der ki: - Sizin için Norveç’te başbakan olabilir, diyorlar. İnönü’nün cevabı: - Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun, demenin kibarcası.
MİTİNGTE
Bir miting öncesi SHP milletvekili, İnönü’ye der ki: - Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor. İnönü “Peki ne yapacağım” der. Milletvekili cevap verir: - Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz. İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve şöyle der: - Biz öyle bir partiyiz ki, adamı… Burada kesilir ve şöyle devam eder: - Devamını bu arkadaş söyleyecek. 1月26日 TEBESSÜM...
Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine neden oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köse başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM`ün sonucuydu.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? (Bilmiyorsanız aşağıdaki adresi tıklayınz! ) 
1月23日
ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ 2007 NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI
Ülkemizde, sonuncusu 2000 yılında olmak üzere bugüne kadar 14 Genel Nüfus Sayımı yapılmıştır. Sokağa çıkma yasağı uygulanarak bir günde yapılan bu sayımlarda, kişiler sayım günü bulundukları yerde, yani de facto yöntemine göre sayılmışlardır.
2006 yılında çıkarılan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile ülkemizdeki nüfus sayımlarının da veri kaynağını oluşturacak yeni bir sistem kurulmuştur. Sistemin kurulmasına yönelik tüm çalışmalar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) koordinasyonunda il ve ilçelerde vali ve kaymakamların başkanlığında oluşturulan yürütme komiteleri marifetiyle gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede, önce ülkemizdeki tüm adres bilgilerinin kaydedildiği Ulusal Adres Veri Tabanı oluşturulmuştur. Daha sonra, bu adreslerde ikamet eden vatandaşlar T.C. kimlik numaraları, yabancı uyruklu kişiler ise pasaport numaraları aracılığıyla adresle ilişkilendirilerek kayıt altına alınmış ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) oluşturulmuştur. Böylece, nüfus sayımlarında yaşanan mükerrer kayıt ya da kayıt olmama gibi sorunlar ortadan kaldırılmıştır. TÜİK tarafından kurulan ADNKS, 5490 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı'na devredilmiştir.
Söz konusu Kanun uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları adrese yönelik tüm idari işlemlerinde artık bu sistemi kullanacak, yerleşim yerleri ayrımında nüfusun büyüklüğü ve temel nitelikleri hakkında güncel bilgiler de bu sistemden elde edilecektir. Ülkemizin nüfusuna ilişkin bilgiler, sadece on yılda bir yapılan nüfus sayımları yerine, "de jure" yöntemi olarak bilinen ikamet adresine dayalı olarak her yıl TÜİK tarafından yayımlanacaktır.
Yeni sistemden elde edilen ilk nüfus sayımı sonuçları, bu haber bülteni ile kamuoyuna duyurulmaktadır.
31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Türkiye nüfusu 70,586,256 kişidir.
Nüfusun 35,376,533'ünü erkek, 35,209,723'ünü ise kadınlar oluşturmaktadır.
Ülkemizde ikamet eden nüfusun % 70.5'i şehirlerde yaşamaktadır.
Şehir nüfusu (il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus) 49,747,859, köy nüfusu (bucak ve köylerde ikamet eden nüfus) ise 20,838,397 kişidir.
Şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il % 92.7 ile Ankara, en düşük olduğu il ise % 31.8 ile Ardahan'dır.
Ülkemiz nüfusunun % 17.8'i İstanbul'da ikamet etmektedir.
İstanbul ilinde 12,573,836 kişi ikamet etmektedir. Toplam nüfusun sırasıyla; % 6.3'ü Ankara'da, % 5.3'ü İzmir'de, % 3.5'i Bursa'da, % 2.8'i Adana'da ikamet etmektedir. Nüfusu en az olan beş il ise sırasıyla; Bayburt, Tunceli, Ardahan, Kilis ve Gümüşhane'dir. En az nüfusa sahip Bayburt'da ikamet eden kişi sayısı 76,609'dur.
Türkiye nüfusunun yarısı 28.3 yaşından küçüktür.
Ülkemizde ortanca yaş 28.3'tür. Ortanca yaş erkeklerde 27.7 iken, kadınlarda 28.8'dir. Şehirlerde ikamet edenlerin ortanca yaşı 28.4, köylerde ise 27.9'dur.
Nüfusun % 66.5'i 15 ile 64 yaşları arasındadır.
15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun % 66.5'ini oluşturmaktadır. Ülkemiz nüfusunun % 26.4'ü 0-14 yaş grubunda, % 7.1'i ise 65 ve daha yukarı yaş grubundadır.
Türkiye'de kilometrekareye düşen kişi sayısı 92 kişidir.
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir kilometrekareye düşen kişi sayısı, Türkiye genelinde 92 iken illere göre 11 ile 2,420 kişi arasında değişmektedir. İstanbul 2,420 kişi ile nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu ildir. Bunu sırasıyla; 398 kişi ile Kocaeli, 311 kişi ile İzmir, 238 kişi ile Hatay ve 234 kişi ile Bursa illeri izlemektedir. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli'dir. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya ilindeki nüfus yoğunluğu 50, yüzölçümü en küçük olan Yalova ilindeki nüfus yoğunluğu ise 215 kişidir (Tablo 1).
Ülkemizde 98,064 yabancı uyruklu kişi ikamet etmektedir.
Türkiye'de ikamet eden nüfusun % 0.14'ü yabancı uyrukludur. Yabancı uyrukluların en fazla bulunduğu ilk beş il sırasıyla; İstanbul (42,228), Bursa (11,495), Ankara (7,166), İzmir (6,707) ve Antalya (6,343) illeridir. 
|
2007 NÜFUS SAYIMINA GÖRE İLLERİN NÜFUSU
|
| İL
| NÜFUS
| NÜFUS YOĞUNLUĞU
|
| Adana
| 2.006.650
| 144
|
| Adıyaman
| 582.762
| 83
|
| Afyonkarahisar
| 701.572
| 49
|
| Ağrı
| 530.879
| 46
|
| Amasya
| 328.674
| 58
|
| Ankara
| 4.466.756
| 182
|
| Antalya
| 1.789.295
| 86
|
| Artvin
| 168.092
| 23
|
| Aydın
| 946.971
| 121
|
| Balıkesir
| 1.118.313
| 78
|
| Bilecik
| 203.777
| 47
|
| Bingöl
| 251.552
| 30
|
| Bitlis
| 327.886
| 47
|
| Bolu
| 270.417
| 33
|
| Burdur
| 251.181
| 37
|
| Bursa
| 2.439.876
| 234
|
| Çanakkale
| 476.128
| 48
|
| Çankırı
| 174.012
| 23
|
| Çorum
| 549.828
| 43
|
| Denizli
| 907.325
| 78
|
| Diyarbakır
| 1.460.714
| 97
|
| Edirne
| 396.462
| 65
|
| Elazığ
| 541.258
| 64
|
| Erzincan
| 213.538
| 18
|
| Erzurum
| 784.941
| 31
|
| Eskişehir
| 724.849
| 52
|
| Gaziantep
| 1.560.023
| 229
|
| Giresun
| 417.505
| 61
|
| Gümüşhane
| 130.825
| 20
|
| Hakkari
| 246.469
| 34
|
| Hatay
| 1.386.224
| 238
|
| Isparta
| 419.845
| 51
|
| Mersin
| 1.595.938
| 103
|
| İstanbul
| 12.573.836
| 2.420
|
| İzmir
| 3.739.353
| 311
|
| Kars
| 312.205
| 31
|
| Kastamonu
| 360.366
| 27
|
| Kayseri
| 1.165.088
| 68
|
| Kırklareli
| 333.256
| 53
|
| Kırşehir
| 223.170
| 35
|
| Kocaeli
| 1.437.926
| 398
|
| Konya
| 1.959.082
| 50
|
| Kütahya
| 583.910
| 49
|
| Malatya
| 722.065
| 61
|
| Manisa
| 1.319.920
| 101
|
| Kahramanmaraş
| 1.004.414
| 70
|
| Mardin
| 745.778
| 85
|
| Muğla
| 766.156
| 60
|
| Muş
| 405.509
| 50
|
| Nevşehir
| 280.058
| 52
|
| Niğde
| 331.677
| 45
|
| Ordu
| 715.409
| 120
|
| Rize
| 316.252
| 81
|
| Sakarya
| 835.222
| 173
|
| Samsun
| 1.228.959
| 135
|
| Siirt
| 291.528
| 53
|
| Sinop
| 198.412
| 34
|
| Sivas
| 638.464
| 22
|
| Tekirdağ
| 728.396
| 115
|
| Tokat
| 620.722
| 62
|
| Trabzon
| 740.569
| 159
|
| Tunceli
| 84.022
| 11
|
| Şanlıurfa
| 1.523.099
| 81
|
| Uşak
| 334.115
| 63
|
| Van
| 979.671
| 51
|
| Yozgat
| 492.127
| 35
|
| Zonguldak
| 615.890
| 186
|
| Aksaray
| 366.109
| 48
|
| Bayburt
| 76.609
| 20
|
| Karaman
| 226.049
| 26
|
| Kırıkkale
| 280.234
| 62
|
| Batman
| 472.487
| 101
|
| Şırnak
| 416.001
| 58
|
| Bartın
| 182.131
| 88
|
| Ardahan
| 112.721
| 23
|
| Iğdır
| 181.866
| 51
|
| Yalova
| 181.758
| 215
|
| Karabük
| 218.463
| 53
|
| Kilis
| 118.457
| 83
|
| Osmaniye
| 452.880
| 145
|
| Düzce
| 323.328
| 126 |

TOPLAM: 70 586 256
Ordu il geneli 2007 yılı nüfus sayım sonuçları :
Ordu; Toplam nüfus 167 bin 829, şehir merkezi 134 bin 005, köy 33 bin 824
Akkuş; Toplam nüfus 33 bin 059, şehir merkezi 4 bin 038, köy 29 bin 021
Aybastı; Toplam nüfus 26 bin 598, şehir merkezi 14 bin 767, köy 11 bin 831
Çamaş; Toplam nüfus 10 bin 667, şehir merkezi 9 bin15, köy bin 652
Çatalpınar; Toplam nüfus 16 bin 259, şehir merkezi 5 bin 509, köy 10 bin 750
Çaybaşı; Toplam nüfus 15 bin 108, şehir merkezi 4 bin 803, köy 10 bin 305
Fatsa; Toplam nüfus 96 bin 135, şehir merkezi 68 bin 917, köy 27 bin 218
Gölköy; Toplam nüfus 35 bin 642, şehir merkezi 12 bin 65, köy 23 bin 577
Gülyalı; Toplam nüfus 8 bin 165, şehir merkezi 3 bin 660, köy 4 bin 505
Gürgentepe; Toplam nüfus 20 bin 098, şehir merkezi 8 bin 404, köy 11 bin 694
İkizce; Toplam nüfus 19 bin 301, şehir merkezi 4 bin 984, köy 14 bin 317
Kabadüz; Toplam nüfus 6 bin 511, şehir merkezi 2 bin 447, köy 4 bin 64
Kabataş; Toplam nüfus 14 bin 385, şehir merkezi 6 bin 561, köy, 7 bin 824
Korgan; Toplam nüfus 33 bin 755, şehir merkezi 12 bin 773, köy 20 bin 982
Kumru; Toplam nüfus 32 bin 976, şehir merkezi 11 bin 856, köy 21 bin 120
Mesudiye; Toplam nüfus 12 bin 129, şehir merkezi 2 bin 206, köy 9 bin 923
erşembe; Toplam nüfus 34 bin 259, şehir merkezi 10 bin 288, köy 23 bin 971
Ulubey; Toplam nüfus 20 bin 235, şehir merkezi 6 bin 118, köy 14 bin 117
Ünye; Toplam nüfus 112 bin 298, şehir merkezi 72 bin 867, köy 39 bin 431
Toplam Nüfus: 715 bin 409.
KOMİKAZE (Tıklayın ve eğlenin..)

|