|
|
6月12日
ÖSS öncesinde sakinleştirici ilaç kullanmayın!
Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) öncesinde yoğun kaygı yaşayan gençlerin, sakinleşmek için doktor kontrolü dışında kesinlikle ilaç kullanmamaları gerektiği belirtildi. Bilinçsiz kullanılan ilaçların, alerji, ateş, kaşıntı gibi istenmeyen yan etkilerin yanı sıra uyku ya da dikkat eksikliğine neden olabileceğinden öğrencilerin sınavdaki performansını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elvan İşeri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sınav kaygısının, sınav öncesinde, sınav sırasında ya da sonrasındaki strese bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve duygusal tepkiler olarak tanımlandığını söyledi. Yaşamın belli dönemlerinde hemen hemen herkesin bu kaygıyı bir miktar hissettiğini hatta belirli düzeyde yaşanan kaygının kişiyi motive de ettiğini anlatan İşeri, "Ancak bazı gençlerde kaygı düzeyi öylesine yükselebilir ki sınav öncesi çalışma temposunu, sınavda da sınav performansını olumsuz etkileyerek başarıyı düşürebilir. Amaç kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değildir. Ancak yaşanan aşırı kaygının kontrolü ve baş edilebilmesi önemlidir" dedi.
KAYGI BELİRTİLERİNE DİKKAT
İşeri, sınav kaygısının, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, terleme, titreme, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, bayılma gibi fizyolojik belirtiler ile kendini gösterdiğini, korku, endişe, huzursuzluk, hayal kırıklığı, ümitsizlik, kontrolü kaybetme hissi gibi duygusal belirtilerin de söz konusu olduğunu kaydetti. "Başarılı olamayacağım", "Herkes benden daha iyi", "Bir yılım boşa gidecek", "Ailemin yüzüne nasıl bakacağım" şeklindeki olumsuz düşüncelerin sınav kaygısını daha da artırdığına dikkati çeken İşeri, "Bu durumda da dikkat ve konsantrasyon olumsuz etkilenebilir ve sınav başarısı düşebilir" uyarısında bulundu. İşeri, kaygının azalması ve duygusal rahatlamanın sağlanabilmesi için bu tür olumsuz düşüncelerin yerine "Elimden geleni yaptım, emeğimin karşılığını alacağım" diye düşünülmesi gerektiğini söyledi.
ANTİDEPRESANLAR
Sınav stresinin giderilmesi için bilinçsiz ve kontrolsüz ilaç kullanılmasının kesinlikle yanlış olduğunu vurgulayan İşeri, "Sınava çok az zaman kala ve bu zamana kadar sakinleştirici özelliği bulunan ilaçları kullanmamış olan kişilerin, böylesi bir yönteme başvurması, olumsuz sonuçlar doğurabilir" diye konuştu. İşeri, sakinleştirici ya da antidepresan türü ilaçların kullanılmaya başlandıktan 2-3 hafta sonra etkisini gösterdiğini belirterek, sınav günü ya da sınavdan bir kaç gün önce kullanılan ilaçların herhangi bir yararının olmayacağını söyledi. Antidepresan ilaçların, hekim tarafından kaygı bozukluğu ya da depresyon tanısı konulduğunda kullanılmasının uygun olduğunu ifade eden İşeri, "Böylesi bir tedavi alan kişilerde ilaçların kullanılması sınav öncesinde de devam etmektedir. Ancak hiç ilaç başlanılmamış kişilerin, sadece sakinleşmek ve sınav kaygısını gidermek için ilaç kullanması sakıncalı olabilir" dedi. İşeri, sınav günü ya da sınavdan birkaç gün önce başlanılan ilaçların kişiyi nasıl etkileyeceğinin bilinmediğini, bunun ancak uygulamadan sonra ortaya çıkabileceğini belirterek, şunları kaydetti: "İlaçların çeşitli yan etkileri olabilir, bu da sınav başarısını doğrudan olumsuz etkileyebilir. İlaçlar, mide ve bağırsaklarda sorun yaratabilir, bulantı, karın ağrısı, uykuda artma ya da azalma, iştahta değişiklik, dalgınlık, dikkat eksikliği, alerji, ateş, kaşıntı gibi istenmeyen yan etkiler yapabilir." İşeri, ilaçların eczacı ve arkadaş tavsiyesiyle değil, uzman hekimce verilmesi gerektiğini vurguladı.
"EV YEMEKLERİ TERCİH EDİLMELİ"
Sınavdan önceki gece ağır, yağlı yemekler yerine ev yemeklerinin tercih edilmesi, saat 20.00’den sonra gıda tüketilmemesi gerektiğini belirten İşeri, şu önerilerde bulundu: "-Aile bireylerinin gerginlik yaratacak konuşmalardan uzak durması, çocuklarının ellerinden geleni yaptığına inandıklarını belirten ifadeler kullanmaları uygun olacaktır. -Dışarıda kebap türü ağır yiyecekler yenilmemeli, bunun yerine az yağlı, hafif ev yemekleri tercih edilmeli, -Uyku kaçırıcı kafein içeren içeceklerden uzak durulmalı, -Günlük alışkanlıklar dahilinde bir gün geçirilmeli, o gece sınav stresinden uzaklaşmak için fiziksel yorgunluk verecek eğlencelerden uzak durulmalı, -Bedeni rahatlatacak fiziksel egzersizler yapılmalı, -Çok geç saatlere kalmadan uyumaya çalışılmalı, -Şekerli gıdalar beynin çalışmasını sağladığı için sınav sabahı bal, pekmez yenebilir."
6月8日
Market yutuyor
Bursalı okurumuzdan telaşlı bir haber; “Dev marketler Bursa’yı işgal ediyor. Belediye Başkanı uyuyor... Son olarak Maya İnşaat ve Hollandalı Corio, Bursa’da 210 milyon dolar yatırımla ‘Anatolium’ adlı dev bir alışveriş merkezi kurmaya başladı...” Bir başka okurumuz İstanbul’dan yazıyor: - Starbucks ve Gloria Jeans’ler kahvehaneleri, pastaneleri yutuyor... Carrefour’lar, Metro’lar, Migros’lar bakkalları, tuhafiyecileri, kırtasiyecileri ufalıyor... IKEA mobilyacıları, uluslararası moda devleri butikleri, terzileri bitiriyor. Bırakınız bankaların, sanayiin, sigortaların yabancıların eline geçmesini, bakkal, çakkal, tuhafiyeci, ayakkabıcı, özetle esnaf büyük sermayeye yem oluyor... Yakınmaları dinlerken aklımıza Ali Sirmen dostumuzun tespiti geliyor: “Halkımız hep sağ partilere oy verir, sol çözümler bekler.” Sevgili okurlarımıza soralım... - Halkımız oylarını sağ partilere verirken kapitalizme, liberalizme, küreselleşmeye vermedi mi? Bunun doğal sonucu da büyük balığın küçük balığı yutması değil mi? Başka ne gibi sonuç bekliyorduk... İktisatçı Mustafa Sönmez diyor ki: - Küçük girişimcinin, bakkalın, esnafın çöküşüne de neden olan büyük mağazacılığın, özellikle, kentsel merkezlerde inşası, bu esnaf çöküşünü getirdi. Haksız rekabetle karşı karşıya kalan küçükler hızla tasfiye oluyorlar. Bu merkezlerin, kentin dışında yer almaları hem küçüklere bir “pozitif ayrımcılık”, hem de kent dokusunun sağlıklı gelişimi açısından zorunlu idi ama AKP iktidarı ve öncekiler bunu pek önemsemeyip, yerli ve yabancı büyük sermaye girişimi olan bu yatırımlara gelişigüzel kucak açtılar, teşvik ettiler. Şimdi hem küçük girişimcinin tasfiyesi, iflası hem de kentlerin sağlıksız, hormonal, kirli büyümesi sorunu ile karşı karşıyayız. Bu yutulma olayı belediyeleri aşıyor.. Genel politikanın sonucu... Halkın paryalaştırma sürecinin bir parçası...
|