Ali 的个人资料 MERHABA DOSTLAR ! ...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


4月1日

Geç değil!

            HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL

  Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

  - Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!...

  Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye...

Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz almış. Adamsa:

  - Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek... demiş.

  Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun, ne iş olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş bir kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş.

  - İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım... demiş ve gitmiş.

  Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde kalmış. Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya karar vermiş.

  - Tamam seni işe alıyorum

- Fakat benim yatacak yerim yok.

- O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.

  İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür.

  - Adın neydi senin buraya yazalım... demiş.

  Aldığı cevap ise;

  - William! William Sheakspeare!... olmuş. 

  Bu hikaye hem insanı dehşete düşürücü hem de ilham verici. Sheaksper tiyatro yaşantısına bu şekilde başlamış. Tam kırk (40) yaşında... tiyatroyu o yıllarda tanımış ve büyük bir azimle o muhteşem oyunları yazmış. Üstelik büyük bir fedakarlık göstermiş mesleği için. Meslek hayatı boyunca sadece üç saat uyuyarak yaşamını sürdürmüş. Sabah erken kalkıp oyun provasını yapıyor oyununu oynuyor ve akşam yeniden oyun yazıyor... Bu böyle sürüp gitmiş.

Bu  hikayeyi ilk duyduğumda yaşamım için duyduğum kaygıları bir kenara bıraktım. Anladım ki, hiçbir şey için geç değil. İnsan eğer isterse imkansız gibi görünen olayları da gerçekleştirebilir. Yeter ki yürekten istesin ve bunun için çaba sarf etsin. Hiçbir şey için geç değil. Kırk yaşında olsak ta...

 

 

 

3月27日

alyans


 

         Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız

Bunun, Çinliler'in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var...
Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.


İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin.

     Daha sonra kalan dört parmağınızı da fotograftaki gibi açıp, uç uca getirin.
     Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın...      Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız. 

     Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın.    Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

     İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

     Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar... İyi günde ve kötü günde....

3月11日

PADİŞAH ANNELERİ

Hangi padişahın annesi nereli?

Hangi padişahın annesi nereli?

Osmanlı Tarihinde tahk kavgaları ve entrikalarla isimleri anılan padişahların annelerinin büyük çoğunluğu yabancı asıllı. Çoğunluğun Rum olmasının yanı sıra, Yahudi, Sırp, Fransız ve Venedikli de bulunuyor. İşte teker teker bütün Valide Sultanlar.


font boyutu küçülsün büyüsün


I. Murat'ın annesi Nilüfer Hatun:
Yarhisar tekfuru Mihalis’in kızıdır. Asıl adı Holofira'dır; müslüman olduktan sonra Nilüfer adını almıştır. Orhan Gazi'yle tanıştığı sırada Bilecik tekfurunun oğluyla nişanlıdır. Orhan Gazi ve adamları tarafından düğün gününde kaçırılmıştır.

Yıldırım Beyazıd'ın annesi Gülçiçek Hatun:
Aslen Rum olan gülçiçek Hatun'un türbesi bursa'da bulunmaktadır

Çelebi Mehmet'in annesi devlet Hatun:
Germiyanoğulları hükümdarı şah çelebi'nin kızı, ıı. Yakup Bey'in kız kardeşidir
.

II. Murat'ın annesi Emine Hatun:
Dulkadiroğlu Mehmed Bey'in kızıdır.
Kimi kaynaklarda ıı. Murad’ın annesi Veronika olarak geçer.




Fatih Sultan'ın annesi Hüma Hatun:
eski adı Despina olan bir Sırp olduğu söylense de Candaroğulları soyundandır
.

II. Beyazıd'ın annesi Gülbahar Hatun:
gülbahar Hatun'un Arnavut, Sırp veya Fransız asıllı olduğu sanılmaktadır

Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan:
Ayşe hafsa Sultan'ın kökeni hakkında çeşitli kaynaklarda iki değişik teori yer almaktadır.
Bunlardan birincisine göre Ayşe Hafsa Sultan'ın Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızı olduğu öne sürülmüştür.
Ancak ikinci bir teoriye göre kanuni Sultan Süleyman Mengli Giray'ın kızından değil de, Yavuz Sultan selim'in başka bir eşi olan Avrupa kökenli bir cariyeden dünyaya gelmiştir.

II. Selim'in annesi Hürrem Sultan:
Leh asıllı Yahudi bir ailede doğan Hürrem Sultan'ın asıl adı roxelanne'dı (anastasiya lisowska
).

III. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan:
1520’lerde henüz 10 yaşlarında bile değilken korsanlar tarafından kaçırılmış ve İstanbul'da dönemin en ünlü ticaret merkezi olan pera’daki köle tacirlerinden birine satılmıştı. Tam adı ve kaçırıldığı ülke kesin olarak bilinmemekle birlikte Osmanlı kaynaklarında yahudi bir ailenin çocuğu olduğundan bahsedilirken bazı tarihçiler onun Venedikli olduğunu iddia ederler.

III. Mehmet'in annesi Safiye Sultan:
Safiye Sultan asıl adıyla Sofia Baffo 1530'ların sonunda Venedik'te dünyaya geldi. O da korsanlar tarafından kaçırılıp Osmanlı’ya getirildi
.

I. Mustafa'nın annesi Arnavut asıllıdır.
III. Mehmet'in cariyelerinden biridir. Oğlunun akli dengesi bozuk olduğu için sarayda önemli bir rol oynamıştır. Ancak ismi bilinmeyen nedenlerle tarihe geçmemiştir. Bazı güvenilmeyen kaynaklarda isminin Fuldane Sultan olduğu belirtilmiştir. Abaza asıllı olduğu bilinmektedir.

I. Ahmet'in annesi Handan Sultan:
Handan Sultan Rum asıllıdır ve doğduğu zamanki ismi Helen'dir. 1603 yılında oğlu I. Ahmet 13 yaşında tahta çıkarılınca Valide Sultan oldu.

Genç Osman'ın annesi Mahfiruz hadice Sultan:
Sırp asıllıdır ve doğduğu zamanki ismi mari'dir. Oğlu Genç Osman'ın 1618 yılında 14 yaşındayken tahta geçmesi üzerine Valide Sultan oldu. Kendisine devletlu ismetlu mahfiruz Valide Sultan ahiyat üs-şan hazretleri unvanıyla hitap edilirdi.





IV. Murat'ın annesi Kösem (Mahpeyker) Sultan:
Osmanlı tarihinin ünlü ve etkili kadınlarından olan kösem Sultan, 1590 yılında Bosna'da Anastasya adıyla doğdu. Bosna Beyler Beyi tarafından İstanbul'a Kızlarağası olarak gönderildi. 15 yaşındayken Sultan I. Ahmet'e haseki oldu.

IV. Mehmet'in annesi Turhan Sultan:
Rus asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi Nadya idi. 12 yaşlarında iken kırım tatarları'nın eline esir düştü ve İstanbul'a getirilerek saraya verildi. Oğlu IV. Mehmet 1648 yılında 6 yaşındayken tahta geçince Valide Sultan oldu.

II. Süleyman'ın annesi Saliha Dilaşub Hatun:
Sırp kökenli olduğu söylenir.

II. Ahmet'in annesi Hatice Muazzez Sultan:
Yahudi leh asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi Eva idi. Oğlu III. Ahmet tahta geçmeden öldüğü için Valide Sultan olamadı.

II. Mustafa ve III. Ahmed’in anneleri Emetullah Rabia gülnuş Valide Sultan:
1647 yılında girit adasında venedikli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının adı Retimo Verzizzi'ydi ve doğduğu zamanki ismi Evemia idi. 1695 yılında oğlu ıı. Mustafa'nın tahta çıkması üzerine Valide Sultan oldu.

I. Mahmut'un annesi Saliha Sultan:
Rum asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi Aleksandra idi. Oğlu II. Mahmut'ın 1730 yılında tahta çıkmasıyla Valide Sultan oldu.

II. Osman'ın annesi Şehsüvar Sultan:
Sırp asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi Mari idi. Oğlu III. Osman'ın 3 yıllık saltanatının ilk 2 yılı boyunca Valide Sultan oldu.

III. Mustafa'nın annesi Mihrişah Sultan:
Mihrişah Sultan Fransız asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi Janet idi. Oğlu III. Mustafa tahta çıkmadan önce öldüğü için Valide Sultan olamadı
.

I.Abdülhamit 'in annesi Rabia Şermi Sultan:
Fransız asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi ıda idi. 1714 yılında III. Ahmet'in eşi oldu. 1732 yılında öldüğünde oğlu I. Abdülhamit 7 yaşındaydı. I. Abdülhamit annesinin ölümünden ancak 42 sene sonra tahta çıktı. O yüzden Rabia Sermi Sultan, Valide Sultan unvanını alamadı





III. Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan:
Ceneviz asıllıydı ve doğduğu zamanki isminin Agnes olduğu sanılmaktadır. 1789 yılında oğlu III. Selim'nın tahta çıkması üzerine Valide Sultan oldu.

IV. Mustafa'nın annesi Sineperver Valide Sultan:
Bulgar asıllı’ydı. Doğduğu zamanki ismi Sonya’ydı.

II Mahmut'un annesi Nakşidil Sultan:
Fransız asıllı olduğu düşünülen nakşidil Sultan Osmanlı kaynaklarında padişah ıı. Mahmut'un öz annesi olarak bilinmekle birlikte, bazı batı kaynaklarında ıı. Mahmut'u evlat edinerek yetiştiren kadın olduğu öne sürülmüştür. II. Mahmut 1808 yılında tahta çıktığında nakşidil Sultan Valide Sultan oldu.

I. Abdülmecit'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan:
Bezmiâlem Valide Sultan genel kabul gören bilgilere göre, müslüman Kafkas kavimlerinden birine mensuptur. Yahudi asıllı olduğuna dair bir iddia da ortaya atılmıştır.

Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Sultan:
Pertevniyal Sultan Romen asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi besime'ydi. 25 haziran 1861 tarihinde Sultan abdülmecit'in vefatı üzerine oğlu Abdülaziz tahta geçince Pertevniyal Sultan da Valide Sultan unvanını aldı.

V. Murat'in annesi Şevkefza Sultan:
Şevkefza Sultan çerkes asıllıydı. Oğlu v. Murat'ın 1876 yılındaki 3 aylık padişahlığı sırasında Valide Sultan oldu.

II. Abdülhamit 'in annesi Tirimüjgan Kadınefendi:
Trabzon'da esir pazarından alınma, dansçı bir çerkes kızıdır. Şapsığ kabilesindendir.Sultan 2. Abdülhamit annesi için bizzat, haremdeki cariyeleri kastederek 'bunlar da çerkesdir bizim Validenin soyu' dediğini Ayşe Osmanoğlu hatıralarında belirtmiştir. Şehzade abdülhamit 10 yaşındayken eski ahşap Beylerbeyi sarayı'nda veremden öldü. O yüzden Valide Sultan olamadı.

Mehmet Reşat'ın annesi Gülcemal kadınefendi:
Arnavut asıllıydı ve doğduğu zamanki ismi sofi idi. Gülcemal kadın efendi 29 aralık 1895 tarihinde oğlu padişah olmadan önce vefat etti. O yüzden Valide Sultan olamadı.

Mehmet Vahdettin'in yani Gül üstü kadın efendi:
Çerkes asıllıydı. Oğlu, annesinin ölümünden çok sonra, 57 yaşındayken tahta çıktığı için Gulüstü kadın efendi hiçbir zaman Valide Sultan olamadı

Kaynaklar: genelogy of daniel thomas rogers, genelogy of the ottoman royal family, ımperial harem woman and sovereignty in the ottoman empire

İNTERNETHABER

2月18日

ilginç haberler

Yazınız ve Karakteriniz

YAZININ BÜYÜKLÜĞÜ
BİR YAZIYA BAKAR BAKMAZ, gözümüze çarpan ilk şey, harf ve kelimelerin iriliği ve ufaklığıdır.
İRİ YAZI: Büyük iri harflerle yazı yazan insan büyük ve muhteşem şeylere, tantana ve gösterişe meraklıdır. Mesela bir apartman katında oturmak bu insanı asla tatmin etmez. Onun gözü geniş ve ferah, çok odalı evlerde ve konaklardadır. Kendini ilgi alanının merkezi olarak görür. Cömert ve iyi kalpli olsa bile yaptığı iyilikleri etrafa yaymadan içi rahat etmez. Sesi derin, hareketleri gösterişlidir. Onun en birinci ayırt edici özelliği herkese ve her şeye gösterdiği dostluk, neşe ve cömertliktir. Bu dostluğun fazla abartılı olanından sakının, zira bu şahıslar son derece hilekar olabilirler.
VASAT BÜYÜKLÜKTE YAZI: Manen ve maddeten derli toplu, muntazam olan insanın bu huyu yazısına da akseder. Böyle kimselerin yazısı ne pek iri, ne de pek ufaktır. Kağıdın boyuna göre orantılı olduğu gibi, harfler de birbirine orantılıdır. Böyle bir insanın üstü başı gibi çalıştığı, oturduğu ve yaşadığı yer de muntazamdır.
KÜÇÜK YAZI: Tedbirli itinalı ve dikkatli bir adamın yazısı küçük ve harfleri birbirine bitişiktir. Böyle yazı yazanlar yeni işlere atılmakta, bilmedikleri alanlarda denemeler yapmakta tereddüt ederler. Ortaya çıkmaktansa geri planda kalmayı tercih ederler. Bazen çekingen ve ürkek olurlar. Kendi kendilerinin kurdukları küçük bir dünyada yaşarlar. Övünmesini seven ve bağırıp çağıran kimselerin bu gibileri etkileri altına almaları çok kolaydır.
KISA HARFLER MUNTAZAM OLURSA: Kısa harflerden maksat, sesli harfler ve "c,ç,r,v,s" gibi boyları kısa olan harflerdir. Yazı yazarken bu kısa harfleri birbirine eşit ve aynı boyda yazan kimseler, ayrıntılara ve intizama dikkat etmeye meraklıdırlar. Böyle yazı, yazanın hayattaki basit zevkleri sevdiğini gösterir. Bu şekilde yazı yazanlar gösterişli değildirler ve göze batmazlar. Kılık kıyafetleri göze çarpmadan dikkati çekecek tiptedir. Çalışmaları sistemli hayatları muntazamdır.
KISA HARFLER MUNTAZAM DEĞİLSE: Kısa harfleri kimi, büyük, kimi küçük olarak gayrı muntazam yazan kimseler asabi ve büyük ihtimal sıhhatsiz kimselerdir. Yaradılıştan asabi mizaçlı olabilecekleri gibi sonradan da bir sinir bozukluğuna da sahip olmaları imkan dahilindedir. Hayatlarından memnun değildirler ve dayanıksız olmaları kuvvetle olasıdır.

SATIRLARIN EĞİMİ
DÜZ VE MUNTAZAM SATIRLAR: Kağıt üzerinde düz hatlar halinde uzanan ve aralarındaki aralıklar birbirine oranlı olan satırlar, yazıyı yazanın azim ve kabiliyetini gösterir. Bu adam mantıklıdır. Zevk ve başarının zirvesine tırmanmaya heves etmediği gibi hiç bir zaman yeis ve umutsuzluk uçurumuna yuvarlanmaya da niyeti yoktur. Bireyci ve hür fikirli, son derecede atılgan ve hem mali hem de sıhhi bakımdan dertsizdir.
YUKARI DOĞRU EĞİMLİ SATIRLAR: Kağıdın üzerinden yukarı doğru tırmanan yazılar hırs, iyi sıhhat ve neşe göstergesidir. Böyle yazı yazanlar kötü bir duruma boyun eğmeyi reddederler. Kolay kolay cesaretlerini kaybetmezler. Her şeyi pembe görmek çoğu zaman ellerindedir.
AŞAĞIYA DOĞRU EĞİMLİ SATIRLAR: Sayfanın aşağısına doğru eğimli satırlarla yazanın muztarip ve ümitsiz bir halde olduğuna işarettir. Dikkat ederseniz hasta veya can sıkıntısı içinde olduğunuz, bir şeye üzüldüğünüz zaman satırlarınızın aşağıya doğru eğimlendiğini görürsünüz. Satırları daima aşağıya inen kimseler ve daima bir hastalıktan muztarip veya yaradılıştan bedbin kimselerdir. Her şeyi kara görür ve kendilerine dert ararlar. Cesaretleri de pek çabuk kırılır.
DALGALI SATIRLAR: Kağıdın üzerinde kah inen kah çıkan dalgalı satırlar yazı yazanın kararsız bir halde olduğunu gösterir. Daima böyle yazı yazanlar itimatsızdırlar. Zira bu kimseler gerçek bir ihanet yapacak kadar cesur olmasalar bile laf taşıdıkları ve dedikodu yaptıkları için zararlı kimselerdir.
ORTASI ÇUKUR SATIRLAR: Başlarken muntazam hatta aşağı doğru eğimli olup da sonradan yuarı doğru tırmanan satırlar yazı yazanın başlangıçta ihtiyatkar ve tedbirli sonradan coşkun ve atılgan olduğuna işarettir.
Böyle kimseler herhangi bir işe başkalarından sonra başlasalar bile sonradan kendilerini o kadar kaptırılar ki herkesten ileri giderler.
ORTASI KAMBUR SATIR: Başlangıçta yukarı eğimli olduğu halde sonradan aşağı inen satırlar maymun iştahlılık kanıtıdır. Böyle yazı yazan kimseler
bir işe hevesle sarılabilirler. Ama sonradan çabuk bıkarlar. Böyle kimselerin geçmişi başlanıp yarıda bırakılmış iş ve girişimlerle doludur.

KALEMİN BASTIRILIŞI
MUNTAZAM BASKI: Yazı yazarken kalemini kağıda ne fazla ne de az bastıran insan enerji sahibi, ciddi bir insandır. Sahip olduğu enerjiyi rastgele harcamaz. Bu insanın hayatta yıldırım süratıyla ilerlemediği gibi hiç bir zaman geri de kalmaz. Son derece sistemli, derli toplu ve muntazamdır.
FAZLA BASKI: Kalemini iyice bastıra bastıra yazan ve kalın harfler meydana getiren insanın inatçı denecek kadar azimkar, dik başlı ve titiz olduğundan emin olabilirsiniz. Bu insan kendi kendisiyle bile laubali değildir. Hayatını sıkı prensiplere uydurur. En yakınlarından bile kendi titizliğini bekler. Sert, hoşgörüsüz ve amansızdır.
AZ BASKI: Kalemi hemen hemen hiç bastırmadan yazan bir insan müşfik, düşünceli ve son derece iyi kalplidir.Karşısındakini memnun etmek için elinden geleni yapar. Hayvanları, çocukları çok sever. Dindar da olabilir. Hassas, ince ve idealisttir. Kaba bir hareket ve söz onları çabuk ve fena halde incitir. Çok zaman çekingen ve mahçuptur.
KARARSIZ BASKI: Bazı kimselerin yazılarına dikkat ederseniz kalemini bazı yerde bastırmış, bazı yerde ise hafif tutmuş olduğunu görürsünüz. Bu insan "kararsız" diye nitelediğimiz insan tipidir. Aklına esince çok çalışır. Açgözlü değildir. Bir gülüş, bir "aferin" onun için yeterli ödül olur ama yine aklına esince tembelleşir, elini hiçbir işe sürmez. Böyle yazanlar ne yapacakları önceden kestirilmeyen kimselerdir.
DEĞİŞEN BASKI: Bazı kimseler de aynı harfi yazarken baskılarında değişiklik gösterirler. Aşağı doğru çekilen hatları bastıra bastıra yazarlar da, yukarı doğru çekilen harfleri hafif baskıyla yazarlar. Böyle kişiler ufak tefek meselelere üzülen kişilerdir. Çoğu zaman kendilerine dert edindikleri şeyler düşünülmeye bile değmeyen şeylerdir. Harflerin dip taraflarını bastırarak yazan kimseler ilime eğilimlidirler. Hayal güçleri geniş ve yıpratıcıdır. Mucitler böyleleri arasından çıkar

SIRADAN VE DEĞİŞİK YAZI TARZLARI
Herkesin kendine göre bir yazı stili vardır. Bu stiller de yazı sahibinin karakteri hakkında pek çok şeyi açıklar. Örneğin:
AÇIK YAZI: Okunaklı, düzgün ve berrak bir yazı samimi, dürüst ve açıksözlü bir kişiliğin ifadesidir. Böyle yazı yazan kimse hiçbir zaman el altından, sinsi ve haince bir hareket yapmaz. Gizli kapaklı işlerle uğraşmaz ve yalan söylemez. Hata yaparsa itiraf edip cezasını çekmeye hazırdır. Kimseye kazık atmaz. Böyle insanlar iyi bir dost oldukları gibi iyi ve kara gün dostu arkadaşlara da sahiptirler.
YUVARLAK YAZI: Keskin açılar, kenarlar, düz uçlar yapmadan harfleri iyice yuvarlayarak yazı yazan insan, herkesin etkisi altında kalan, su gibi girdiği kabın etkisini alan bir karaktere sahiptir. Her duyduğuna kanacak kadar saftır. Ilımlı ve dost tabiatlı bir insandır.
SADE YAZI: Bazı kimseler yazıyı olabildiğince az çizgiyle yazmaya çalışırlar. Bunlar mütevazi ve alçakgönüllüdürler. İltifat edilince kızarırlar ve yaptıkları şeyleri kimseye belli etmek istemezler. Her hareketleri, hayatları ve çevreleri iyi olmakla beraber gösterişten tamamen uzaktır.
KESKİN VE AÇILI YAZI: Yuvarlak hatlardan keskin ve açıl harflerle yazan kişi, hoşgörülü olmayan, sert, disiplin düşkünü kişilerdir. Çoğu zaman soğuk, mağrur ve kendi içlerine kapanık olurlar. Detayları önemsemezler. Verdikleri kararlarda ve yaşayış tarzlarında bireycidirler. Başkalarının kendilerine karışmasını istemezler. Tuttukaları yoldan dönmek onlar için görülmemiş bir şeydir.
SÜSLÜ YAZI: Süslü püslü yazı biraz kendini beğenmişliğe işarettir. İnsanın yazısı ne kadar süslü olursa, o insan beğenilen taraflarını herkese göstermeye çalışır. Bu insan hareketlerini, giyimini beğenilmek ve dikkat çekmek amacıyla düzenlemekle kalmaz, herkesten de iltifat bekler. Çoğu zaman kibirlidir. Çok süslü olmayan, yani birbirine dolanan birbiri içnde kaybolan hatlarla süslü yazılar, dışından içi belli olmayan, belirsiz karakterlerin göstergesidir. Böyle yazı yazanlar içten pazarlıklı olabilirler. Çoğu zaman yere bakıp yürek yakarlar. İçlerinden geçeni kimseye belli etmezler, çünkü karşılarındakilere güvenmeleri zaman alır. Bu kişilerin kurnaz, sinsi ve hain olmaları olasıdır.
Yazılarını sert, düz ve çekik katlarla süsleyen kimseler fiziksel ve ruhsal açıdan faal kimselerdir. Çoğu zaman ufak tefek, zeki ve hazır cevap olurlar. İş hayatında ilerlemek onlar için kolaydır.
Bazı insanlar yazılarını helezoni hatlarla süslerler. Bunlar belirsiz işleri halletmeye, karışık meselelerin iç,inden çıkmaya yeteneklidirler. Başarılı olmak için gerekli olan görgü ve kültüre sahiptirler.
Görülmedik şekiller alan süsler, yazıyı yazanın kendine has bir karaktere sahip olduğunu gösterir. Bu kimse kendi kişiliğine önem verir ve yaptığı işler ve fikirleri başkalarınınkine benzemez. Ama o, bu başkalıktan kurtulup çoğunluğa uymaya asla özenmez. Muhafazakardır. Alıştığı şeylerin değişmesini istemez ve sevmediği yeniliklere karşı çıkar.
Gösterişi seven insan yazılarının orasına burasına özene bezene
çizilmiş, çiçeğimsi şekiller serpiştirir. Bu insan gösterişe ve dikkat çekmeye meraklıdır. Onun fiyakalı bir tavırla yürüdüğünü görürsünüz.
UÇSUZ YAZILAR: Harflerin önlerinde ve sonlarındaki kuyrukları yazmayan kimselerin son derece berrak ve keskin bir keskin bir zekaya sahip oldukları kesindir. Bu gibi kişiler konuşurken sözlerini gevelemeyip açıkca sadede gelirler. Bunula beraber çoğu zaman girişimci değillerdir. Kendilerini beğenmiş olmadıkları ve sadeliği sevdikleri için iltifat, şöhret ve servet bunların başını asla döndürmez.
KISA, SERT KUYRUK: Kelimelere kısa, sert, dümdüz bir kuyrukla başlayan kişiler kavgacıdırlar ve çoğu zaman sırf tartışmanın hatrı için tartışırlar.
MATBAA HARFLERİ: Matbaa harfleri gibi harflerle yazı yazmak, şairane ve sanatkar bir mizacın işaretidir. Böyle yazı yazanlar zevklerine düşkün ve itinalı kişilerdir. İnce bir tabiatları olduğundan kaba ve çirkin şeylerden nefret ederler.
Bir çok kimseler "m" ve "n" harflerini yuvarlak köprülerle yazacaklarına sert çizgilerle yazarlar ve "u" harfini yanyana dizilmiş "I" harflerine benzetirler. Bu kimseler iyi huylu ve şefkatlidirler. Zekidirler, girdikleri çevreye uymasını bilirler. Hiçbir zaman fazla neşe veya fazla durgunluk göstermezler.
Düzgün olmayan, savruk yazı yazanların hareket ve düşünceleri de savruk ve sistemsiz olur.
Etrafa mürekkep sıçratıp leke yapmadan yazı yazamayanlar kirli, kaba şahıslardır. Düşünceleri gibi kaakterleri de pis olur. Bu kimseler somurtgan, aksi ve terbiyesizdirler. Kendilerinden zayıflara eziyetten zevk alırlar.
SATIR SONUNA SIKIŞTIRILMIŞ KELİMELER: Bazı kimseler satır sonuna geldiğinde aşağı geçmeyi nedense sevmezler. Başladıkları kelimeyi yarıda kesmeyip sona sıkıştırıverdikleri gibi, tek hece sığan yere bir kelime yazdıkları da görülür. Yeni satıra başlamakta böyle isteksizlik gösteren kimseler, yeni girişimlere atılmaya da aynı isteksizliği gösterirler. Kazanacaklarından emin olmadıkları bir işe de başlamazlar. Ama insanlara karşı samimi, neşelidirler ve değişiklik yapmayı sevmemelerine rağmen, kendi ellerinde olmayan bir değişiklik ortaya çıktığında yeni gidişata kendilerini uydurmasını iyi bilirler.
TEPELERİ AÇIK HARFLER: Bazı kimseler "a", "o", "d" ve "g" harflerini yukarıdaki yuvarlakları açık bir biçimde yazarlar. Bu insanlar içleri neyse dışları da öyle olan açık ve samimi insanlardır. Değil dostları, yabancılar bile onlar derhal anlar. Böyle kişiler yalan bilmezler. O kadar çok samimi olarak konuşurlar ki kendi haklarındaki herşeyi bilerek veya bilmeyerek hemen ortaya çıkarırlar. Böyle kimselere sır vermek hatadır. Çünkü bunlar isteseler de istemeseler de sır tutamazlar.
TEPELERİ KAPALI HARFLER: Yukarıda saydığımız harflerin tepelerini hafifçe aralık bile bırakmayarak bilhassa kaaan kimseler kendi içlerine kaalı kimselerdir. Kendine ait olan şeylerinbakalarını alakadar etmeyeceğini düşünürler. Ne kendi sırlarını ne de başkalarının sırlarını hiç bir zaman ortaya yaymazlar.
DİPLERİ AÇIK HARFLER: Aynı harflerin yuvarlıklarını dipten açık bırakanlardan sakının! Bunlar kesinlikle güvenilmeyecek olan kimselerdir. İhanet bunlar için gündelik bir meseledir. Böyle karekterde olanlar tilki bibi kurnazdırlar ve hainliklerini bir nezaket hatta uysallık maskesi altın saklamasını bilirler.
T HARFİ: İnsan karekterini en fazla ele veren harflerden biri de "T" harfidir.T harfini hemen herkes başka türlü yazar onun için bu harfi iyice incelemek gerekir.
T'nin burada "sapı" diye nitelendireceğimiz esas çizgisi, biri yukarı diğeri de aşağı olan ve birbirine karışan iki çizgiden ibarettir. Eğer bu çizgi düzgün ve normal olursa yazı yazan da düzgün ve normal karekter sahibidir.
"Sap" taki iki çizginin birbirinden ayrı olması, yani ters çizginin çevrilmiş uzun bir "V" yi veya bir büyük "A" yı andırması inatçılığın göstergesidir. İkici çizgininsatır izasından aşağıya doğru inmesi de inadı gösterir. Böyle yazanlar açık konuşan kimselerdir.
T harfinin sapını bir ilmek şeklinde apan yani "L" harfine benzeterler; fazla hassas ve alıngan insanlardır. İlmek ne kadar büyük olursa alınganlık ve hassasiyet o kadar artar.
T harfinin üzerindeki çizgide karekter tahlili bakımından önemlidir. Cizgi T sapının solunda olur da öbür tarafa geçmez ise bu yazının süpheci olduğunu gösterir. Böyle kimseler kara verip de bir işe atılıncaya kadar iş işten geçmiş olur.
Çizgi T sapından sonra gelirse, enerjik bir tabiata ve çabuk düşünme yeteneğine sahiptir. Bu kişiler espirili ve esrarengiz hikayelerin sonunu önceden anlayabilirler.

HARFLERDEKİ İLMİKLER
İLMİKLİ HARFLER "l" , "h", "f", "g" gibi harflerdir. Karekter okumakta önemlidirler.
FAZLA UZUN İLMİKLER: İlmikli harflerin ilmikleri diğer harflere oranla aşırı derecede uzunsa yazı sahibinin abartmaya eğilimli olduğu anlaşılır.
DİĞER SATIRLARA ARIŞAN İLMİKLER: İlmikler aşırı derecede uzun olurlar da alttaki ve üstteki satırlara karışırlarsa, yazı yazanın salim ve berrak bir zihine sahip olmadıklarını gösterir. Bu insanlar karma karışık his ve düşünceler içinde bocalarlar ve çoğu zaman his ve düşüncelerini kendileride bilmedikleri için başkalarına ifade etmekte güçlük çekerler.
YARIM BIRAKILMIŞ İLMİKLER : Yarım bırakılmış ilmikler matematiksel bir zekayı gösterir.
SATIRDAN AŞAĞIDAKİ İLMİKLER UZUN OLURSA : satırdan aşağıdaki ilmikler, yukarıdailerden uzun olursa, yazıyı yazanın ruhsal, zihinsel ve duygusal konularla hiç ilgilenmeyen maddi bir insan olduğu anlaşılır. Bu gibilerin en büyük özellikleri bedensel güçleridir.
İLMİKLERİN DÜZ CİZGİ VEYA AÇILI GELMESİ :ilmikli harfleri ilmikli olmaktan çıkararak düz çizgiler ya da sivri açılı iki cizgi haline getiren kimseler metin, irade sahibi olurlar. Bu dik başlılığa kadar gidebilir. Böyle kişiler haklı olduklarına inandıkları yerde höşgörülü olmazlar.
TERS TARAFA DÖNEN İLMİKLER: y, g, j gibi ilmikleri satır aşağısında kalan harflrin ilmiklerinin ikinci çizgileri sola doğru döneceği yerde sağa, yani ters tarafa dönerse yazı yazanın gayet müşfik, yufka yürekli ve cömert olduğu anlaşılır. Böyle yazanlar bazen ekzatrik, yani tuhaf huylu olurlar.
RAKAMA BENZEYEN İLMİKLER: Bazı insanlar "g" " lerini "9" rakamına, "b" lerini "6" ya, "y" lerini de "7" ye benzetirler. Böye kimselerin hesap ve rakamlarla uğraştığı ve bu huyun el alışkanlığı olduğu kesindir.

KELİME ARALIKLARI
Kelime ve harflerin yazılış tarzı kadar harf ve kelime aralıklarıdaki mesafeler de önemlidir.
BİRBİRİNE BİRLEŞEN KELİMELER: Kelimeler arasında fazla mesafeler bırakmadan yazı yazan bir insan düzgün işleyen, mantıklı, salim bir kafaya sahiptir. Bu insan sıkıntılı devrelerinde azmini kaybetmez. Neticelere hızlı, acelece varmadığı gibi düşünmeden laf da söylemez. Her zaman sakin ve serinkanlıdır.
BİRBİRİNE KARIŞAN KELİMELER:Bir insanın yazdığı kelimeler birbirine karışır da düzensiz bir manzara gösterirse ; bu insanın zihinin de dağınık olduğu meydana çıkar. Bu şahıs bir çok hatalar yapar.

SIKIŞIK KELİMELER:Yazdığı kelimelerin pek az mesafe bırakan insan çekingen bir insandır. Hislerini belli etmez. Bu insan dikkat çekmemek için elinden geleni yapar ve toplumlarda aktif bir rol oynamak istemez.
ARALIKLI KELİMELER: Yazdığı kelimelerin arasında biraz mesafe bırakılmış ise yazı sahibinin tutumlu ve tedbirli olmakla beraber cimri olmadığı anlaşılır. Bu insan her olaya hazırlıklı ve tedbirlidir.
FAZLA ARALIKLI KELİMELER: Bir insanın yaradılışındaki cömertlik kelimeleri arasında mesafeden ölçülür. Eğer kelimeler arasında pek fazla mesafe varsa yazıyı yazanın müsrif, har vurup harman savuran bir insan olduğunu anlarız. Bu insanın fikir ve düşüncelerini de daima yapacağı kadar düzgün ve geniştir. Kelime aralarında çokça mesafe olması yazıyı yazanın fikirlerinin düşünüşünün berraklığına da işarettir.

KESİN KELİMELER: Kesin,pratik bir zeka, hızlı, araştırmacı bir kişilik ve sanatkar mizacına sahip olan kimseler kelimeleri kesik kesik yazarlar. Yani bu kimselerin yazdığı kelimelerin bütün harfleri birbirine bitişik değildir. Böyle kimseler hayeller kuran kimselerdir. Bu hayellerini gerçekleştirmek yolunda gidip önemli, büyük birer insan olabilecekleri gibi, hülya içinde ömür tüketen, tembel, başıboş insanlar olmaları da mümkündür. Böyle insanların hisleri zihinlerine galiptir. Fakat bu hisler onları genellikle yanıltmaz. Sonra böyle yazanların sezgi güçleri de fazladr.

2月10日

ilginç haberler

 

Türkiye ve Türkçeden İlginç Rekorlar

En çok anlamdaşı olan kelime: Tuvalet, ayakyolu, memişhane, apteshane, kenef, hela, yüznumara. (7)
En çok tek bir sesli harf kullanımı: Badanalayamayacaklardansalar (12)
En uzun kelime:Muvaffakiyetsizleştiricileştiri
veremeyebileceklerimizdenmişsiniz (64)
En çok a içeren kelime: Alafrangalaştıramayacaklardansalar (13)
En çok e içeren kelime: Gelenekselleştiriveremeyebileceklerdenseler (15)
En çok ı içeren kelime: Sıkıntısızlaştırıcılığınızın (11)
En çok i içeren kelime: Kişiliksizleştiricileştiriverebileceklerimizden mişsiniz (15)

EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 ERKEK ADI:
Adı MEHMET olan toplam kişi sayısı 2.826.306
Adı MUSTAFA olan toplam kişi sayısı 2.087.134
Adı AHMET olan toplam kişi sayısı 1.734.871
Adı ALİ olan toplam kişi sayısı 1.674.448
Adı HÜSEYİN olan toplam kişi sayısı 1.345.828
EN ÇOK KULLANILAN İLK 5 KADIN ADI:
Adı FATMA olan toplam kişi sayısı 4.199.600
Adı AYŞE olan toplam kişi sayısı 3.184.045
Adı EMİNE olan toplam kişi sayısı 2.509.480
Adı HATİCE olan toplam kişi sayısı 2.154.569
Adı ZEYNEP olan toplam kişi sayısı 1.004.704


EN ÇOK KULLANILAN 5 SOYAD:
Soyadı YILMAZ olan toplam kişi sayısı 1.508.846
Soyadı KAYA olan toplam kişi sayısı 1.038.538
Soyadı DEMİR olan toplam kişi sayısı 973.133
Soyadı ŞAHİN olan toplam kişi sayısı 875.848
Soyadı ÇELİK olan toplam kişi sayısı 841.971


EN ÇOK KULLANILAN ORTAK İSİMLER:

Adı AYHAN olan erkek sayısı: 128.903
Adı AYHAN olan kadın sayısı: 14.472
Adı CİHAN olan erkek sayısı: 59.908
Adı CİHAN olan kadın sayısı: 8.823
Adı DENİZ olan erkek sayısı: 50.971
Adı DENİZ olan kadın sayısı: 61.714
Adı DURDU olan erkek sayısı: 11.775
Adı DURDU olan kadın sayısı: 28.910
Adı DURSUN olan erkek sayısı: 119.946
Adı DURSUN olan kadın sayısı: 24.238
Adı ELVAN olan erkek sayısı: 7.464
Adı ELVAN olan kadın sayısı: 17.878
Adı ERGÜL olan erkek sayısı: 6.235
Adı ERGÜL olan kadın sayısı: 8.437
Adı FERHAN olan erkek sayısı: 5.720
Adı FERHAN olan kadın s! ayısı: 7.441
Adı FİKRET olan erkek sayısı: 62.429
Adı FİKRET olan kadın sayısı: 5.007
Adı GÜNAY olan erkek sayısı: 10.363
Adı GÜNAY olan kadın sayısı: 22.361
Adı GÜNER olan erkek sayısı: 6.639
Adı GÜNER olan kadın sayısı: 19.454
Adı GÜNGÖR olan erkek sayısı: 13.548
Adı GÜNGÖR olan kadın sayısı: 8.341
Adı HİDAYET olan erkek sayısı: 28.369
Adı HİDAYET olan kadın sayısı: 17.820
Adı HİKMET olan erkek sayısı: 70.807
Adı HİKMET olan kadın sayısı: 32.165
Adı İLKAY olan erkek sayısı: 9.529
Adı İLKAY olan kadın sayısı: 16.693
Adı İSMET olan erkek sayısı: 117.350
Adı İSMET olan kadın sayısı: 23.655
Adı KAMURAN olan erkek sayısı: 9.291
Adı KAMURAN olan kadın sayısı: 7.332
Adı MUKADDER olan erkek sayısı: 10.194
Adı MUKADDER olan kadın sayısı: 5.549
Adı ÖZGÜR olan erkek sayısı: 80.580
Adı ÖZGÜR olan kadın sayısı: 6.057
Adı PINAR olan erkek sayısı: 5.685
Adı PINAR olan kadın sayısı: 5.430
Adı ŞAHİN olan erkek sayısı: 7.048
Adı ŞAHİN olan kadın sayısı: 30.057
2月6日

ilginç haberler

 

     Yalan Söyleyen Kişileri Nasıl Anlarsınız?

y1pJMoScIOLcc-vkq8-cvSKEP9OuwUmnRe_peRHi8xJtL8pRTA3JI-rnVx05MZsKaM7lsnRXgiXFm4

Karşınızdaki kişinin size yalan söylediğini nasıl anlarsınız? İşte yalanı ele veren hareketler...

- Yalan söyleyenler genellikle göz temasından kaçınır. Ellerini ve kollarını daha az kullanır. Soru sorduğunuzda avucunu sıkar ya da ellerini size çevirmez.

- Genel tavrı değişir. Sakin bir insan aniden heyecanlı davranırken, daha hareketli insanlar donuk tavırlarla konuşmaya başlar.

- Sorduğunuz basit sorulara daha önceden cevabını tasarladığı için gerektiğinden detaylı yanıtlar verir. Fakat bunun ardından beklemediği bir soru sorarsanız birden bocalar ve yanıt vermek için zaman kazanmaya çalışır.

- Şaşkınlık, korku ya da mutluluk gibi duyguları belirten ifadeleri sadece ağız bölgesiyle sınırlı kalır.

- Ayakta dururken ya da otururken yalan söyleyen birisi genellikle sırtını dik tutmaz.

- Bulunduğu rahatsız ortamdan kurtulmak isteğiyle gözünü kapıya çevirir ve konuştuğu kişiyle arasına mesafe koyar.

- Sorulara net yanıtlar vermez. Her zaman sakin karşıladığı sorulara aşırı tepkiler verir. Kendisi size soru yöneltmez.

- Şakalar yaparak konuyu geçiştirmek ister ya da çok dramatik bir hikaye anlatarak sizi duyarsızlıkla suçlar.

- Sık sık yüzüne dokunur. Burnunu çeker, başını kaşır. Özellikle ağız bölgesine yakın bölgelere dokunması dikkat çeker.

- Üstündeki kıyafetleri düzeltir. Gömleğinin yakasını gevşetir. Ya da elinde tuttuğu bir cisimden güç almaya çalışır.

2月1日

ilginç haberler

4k

     

 Kaşınmak neden rahatlatır ?

      Amerikalı uzmanlar, kaşınan bir yerimizi kaşımanın neden bizi rahatlattığı sorusunun yanıtını buldu.
      Kuzey Carolina’daki Wake Forest Üniversitesi’nden Dr. Gil Yosipovitch ve ekibi, kaşınmanın, beyindeki "nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri" geçici bir süre etkisiz duruma getirdiğini belirledi.
      Yosipovitch, kaşınma sırasında beyin aktivitesini izlemeye aldıkları araştırmanın, "kaşımanın, kaşınma hissini nasıl geçirdiğinin yanıtını veren" ilk araştırma olduğunu söyledi.
      Araştırma kapsamında uzmanlar, 13 sağlıklı insanın bacaklarının alt kısmını 30 dakika süresince aralıklı olarak toplam 5 dakika yumuşak bir fırçayla kaşıdı. Bu sırada deneklerin beyinlerini MR yardımıyla izlemeye alan araştırmacılar, kaşıma işlemi sırasında beyindeki "acıyı algılama ve hatırlamayla ilgili" bölgelerin aktivitesinin azaldığını saptadı.
      Kaşıma işleminin yoğunlaşması, beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürdü.
      Yosipovitch, "kaşımanın, kaşınma hissi yaratan duyguları bastırarak rahatlama getirdiğini" sandıklarını bildirdi.
      Araştırmacılar ayrıca, "kaşındıkça kaşınmak istemenin" de nedenini buldular.
      Kaşınma eyleminin, beyindeki ağrı ve aynı zamanda kompulsif (tekrarlayan) davranışlarla ilgili bir bölgedeki aktiviteyi artırdığını saptayan uzmanlar, bunun "sürekli kaşınmak istemenin" yanıtı olabileceğini kaydettiler.
      Deneyin, gerçekten "kaşınma isteği" duymayan insanlar üzerinde yapılması nedeniyle sınırlı sonuçlar verdiği, ancak bu sonuçların, sürekli kaşıntı yaratan egzama gibi kronik hastalıklara sahip kişilerin tedavisinde yararlı olabileceği belirtildi.
      Araştırmanın sonuçları, "Journal of Investigative Dermatology" adlı dergide yayınlandı.

ilginç haberler

images

 

          Şemsiyeler neden siyahtır?

         Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

          Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir.

         Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

          Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

          Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

          Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.

1月29日

ilginç haberler

20070827_1188201781_mrnz-m

                KIZILDERİLİ ŞEREF YASALARI

 1 - Dua etmek için güneşle birlikte kalk. tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler, eğer sen sadece konuşursan.

2 - Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.

3 - Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.

4 - Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamale et.

5 - Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.

6 - Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol - ister insan ister bitki olsun.

7 - Diğer insanlarin düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandir. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.

8 - Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.

9 - Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.

10 - Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. Iyimser ol.

11 - Doğa BİZİM İÇİN DEĞİLDİR, o bizim bir PARÇAMIZDIR. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.

12 - Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.

13 - Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın, verdiğin acının zehiri sana geri döner.

14 - Her zaman dürüst ol.

15 - Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben'in, Ruhsal ben'in, Duygusal ben'in ve Fiziksel ben'in - hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çallıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.

16 - Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.

17 - Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol.

18 - Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma - özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.

19 - Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

20 - Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.

21 - İyi talihini başkaları ile paylaş. Yardım kurumlarına bağışta bulun, şefkatli ol..

1月28日

İLGİNÇ!??

24 

 

          İLGİNÇ BİLGİLER!

           Aslında bu bilgileri bilsek de olur bilmesek de. Buna karşın bu bilgileri nerede söylesek herkesin ilgisini çeker, dinleyenler gözlerini sizden ayırmaz.Kimine herkes güler kimine ise şaşırır. İşte bizleri kah şaşırtan kah güldüren,kah düşündüren o bilgiler:

- Deniz kobrası, dünyanın en zehirli yılanıdır.
- Filler zıplamayan tek memelilerdir.
- Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
- 2 bin 600 kurbağa cinsi vardır.
- Bir sineğin, saatteki hızı 80 km’dir.
- Yunuslar, gözleri açık uyurlar.
- Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
- Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
- İnek sütünün PH değeri 6’dır.
- Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
- Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
- Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
- Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
- Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
- Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
- Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
- Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
- Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
- Aslanlar bir günde 50 kez çiftleşebilirler.
- İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
- Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
- Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde “başkent” anlamına gelir.
- Kanada, Kızılderili dilinde “büyük köy” anlamına gelmektedir.
- İngilizce’deki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
- Sahra Çölü’ndeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
- Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
- Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı. 1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayınlanmıştı.
- Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
- ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
- Ortalama bir erkek, hayatının 3 bin 350 saatini tıraş olmak için harcar.
- Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
- Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
- Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
- İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
- Günümüzde, evlenenlerin yarısı boşanmaktadır.
- Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
- Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
- Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
- Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
- Günışığından daha fazla yararlanmak için ileri saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
- Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
- Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
- Charles Dickens, uykusuzluk hastalığına yakalanmıştı. Sadece yüzünü kuzeye dönerse uyuyabileceğine inanıyordu.
- Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın Ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
- Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
- Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
- Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
- Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
- Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
- Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
- Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
- Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.
- Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altınının 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
- Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
- Larry Hagman (JR.) Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
- Salatalığın yüzde 96’sı sudur.
- Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
- Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
- Timsahlar renk körüdür.
- Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
- Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
- Tarantulalar iki buçuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
- Havuca rengini karoten verir.
- İnciler sirkede erir.
- Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
- Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
- En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
- Sihirli sözcük ‘abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
- Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
- Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
- Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
- Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak var.
- Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir.
- Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanların 10 katıdır.
- Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.
- Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır.
- Kutup ayıları solaktır.
- Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.
- Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
- İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.
- Develerin üç tane kaşı vardır.
- Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.
- Istakozların kanı mavi renktedir.
- Kuş örümceği sırtında 300 yavrusuyla gezer.
- Keseli farenin yavruları annelerinin sırtına ısırarak tutunur.
- Salyangozların 25 bine yakın dişi vardır.
- Yılanlar duyamaz.
- Zürafalar yüzemez.
- Kediler şeker tadını ayırt edemez.                                                                                                                                                                                                                                                                
- Atlar, bir ay ayakta kalabilirler.
 -Timsahlar, dillerini dışarıya çıkaramazlar.
 
- Kangurular, geriye doğru yürüyemez.

İLGİNÇ HABERLER

orumcek40

 

                 Örümcek Ağının Sırrı...

                  Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı.

                 Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi.
                 Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor.
                 Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu bilirlenirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi.
                Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen uzmanlar, esnekliği çok fazla olan örümcek ipliğini kopartmak için gereken enerjinin benzer biyolojik metaryalleri koparmak için gereken enerjiden 10 kat daha fazla olduğunu tespit etti.
                Bu arada dünyada 34 bin cinsi bulunan örümceğin renk körü olduğu ve bozulan ağlarını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği için ağın tamamen geri dönüşümlü olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, ayrıca erkeğine göre 4-5 kat daha büyük olan bazı dişi örümcek cinslerinin çiftleşmeden sonra erkek örümceği yediğine şahit oldu.
                Öte yandan aralıksız çalışmalar neticesinde Amerikalı araştırmacılar örümceğin ağ örerken kullandığı iki proteinin DNA haritasını çıkarmayı başarırken, ultra dayanıklı ürünlerin üretilmesi için ağ üzerindeki araştırmalar sürüyor.

BİLİYOR MUSUN?

968feb54ffed362a3fc67fbcabda5582

BİLİYOR MUSUN?

1.Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur…
2. Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur…
3. Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur…
4. Sizin bir gülümsemeniz, size bakan birçok yüzü aydınlatıyor…
5. Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur…
6. Birisi için dünyalara bedelsinizdir…
7. Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var…
8. Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsizsiniz…
9. Varlığından haberiniz bile olmayan biri, sizi seviyordur…
10. Dünyanin en büyük hatasını bile yapsanız, mutlaka bundan size yarayacak birşey çıkar.
11. Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafinıza bir bakın…belki de sırtını dönen sizsiniz..?
12. Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip olamazsınız. Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde edersiniz.
13. İnsanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun, kabalıklarını unutun.
14. Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin, bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissediceksiniz
15. Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız,bunu hemen şimdi ona söyleyin

1月27日

İLGİNÇ!!

12

     

  İLGİNÇ HABERLER
*
Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu
* Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını
*
Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini
* Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyeceğini (Mmmmh!!:)
* İdrarın zifiri karanlıkta parladığını
* Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
*
Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
* Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
* Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
* Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
*
Farelerin ve atların kusamadıklarını
* 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
*
Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
* Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
*
Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını
Biliyormuydunuz?

1月26日

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

 BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?  (Bilmiyorsanız aşağıdaki adresi tıklayınz! ) Göz kırpma
 
1月1日

DÜNYA'NIN YENİ YEDİ HARİKALARI

 
 Not:Yedi Harikalar'ı tanıyabilmek için imleci fotoğrafların üstüne getiriniz!
 
 
Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli 
 
Çin Seddi 
 
 
 
 
 
İtalya'nın Roma kentindeki Colosseum 
 
 
 
Hindistan'daki Taç Mahal anıt mezarı 
 
 
Meksika'daki Chichen Itza Piramidi 
 
 
Ürdün'deki Petra Antik Kenti 
 
 
 
 
Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

DÜNYA'NIN (ESKİ )YEDİ HARİKALARI

Dünyanın Yedi Harikası [değiştir]

Keops Piramidi [değiştir]

Ana madde: Keops Piramidi
Keops (Khufu) Piramidi
Keops (Khufu) Piramidi

Sanıldığının aksine Giza Piramitleri'nin üçü de dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m. yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır. Bu yüzden dünyanın 7 harikasından biridir.

Babil'in Asma Bahçeleri [değiştir]

Babil'in Asma Bahçeleri
Babil'in Asma Bahçeleri

Milattan önce 7. yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Babil'in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre:

"Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehri'nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu"

Söylentiye göre Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis Medes kralının kızıdır. Söylentiye göre Mezopotamyanın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiş, kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe yaptırmıştır. Bu yüzden bazen Semiramis'in asma bahçeleri olarak da anılır.

Babil'in asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır. Küçükken sandığımız gibi bu efsanevi bahçeler bir yerlere asılı fidan değildir, sadece sütunlarla desteklenen taraçalar üzerinde kurulmuştur.

Zeus Heykeli [değiştir]

Ana madde: Zeus Heykeli
Olimpia'daki Zeus Heykeli
Olimpia'daki Zeus Heykeli

Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m. yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’ye taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri [1], birkaç yıkılmış kolon[2] ve enkaz[3] tüm kalıntılarıdır.

Artemis Tapınağı [değiştir]

Efes'de Artemis Tapınağı
Efes'de Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz 356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat reddedilmiştir.

Rodos Heykeli [değiştir]

Ana madde: Rodos Heykeli
Rodos Heykeli
Rodos Heykeli

32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı [Helios]'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö.226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u feth ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. Söylentiye göre bütün parçaları Suriye’ye 900 devenin sırtında taşınmıştır.

İskenderiye Feneri [değiştir]

İskenderiye Feneri
İskenderiye Feneri
Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır.Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı.

Halikarnas Mozolesi [değiştir]

Halikarnas Mozolesi
Halikarnas Mozolesi
Ana madde: Mausoleum

Halikarnas Mozolesi, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezar. Bodrum civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350 yılında tamamlanmış. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane savaş arabasıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Halikarnas Mozolesi'nin toplam yüksekliği 45 m. idi ve 4 tarafındaki 4 heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştı. Bu heykeller, tanrıların değil de insanlar ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel birer yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Halikarnas Mozolesi iyi bir durumda korundu. 15.yy da Haçlı Seferleri sırasında St.John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak geçen büyük bir kale yaptılar. Bu kalenin yapımında Halikarnas Mozolesi'nin nerdeyse bütün taşları kullanıldI.

12月23日

YALNIZ KOVBOY!

        •  

        • YALNIZ KOVBOY!

        • 23 ARALIK 2007 026

        • 23 ARALIK 2007 138

           

          23 ARALIK 2007 025

        • Ordu sahillerinde yalnız yaşayan sevimli balıkçıl kuşu !  (FOTO: Dr. Hanzade Duygu DEMİR)