Ali 的个人资料 MERHABA DOSTLAR ! ...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


2月25日

ÖSS

ÖSYM Başkanı iki aşamalı ÖSS'yi anlattı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirttiYarımağan, YÖK’ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını AA muhabirine anlattı.

Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, "Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir" dedi.

Üniversiteye girişte 1999’da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS’de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye "yetersiz"
geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:

"Mesela Matematik’ten, Fizik’ten, Kimya’dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf
programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu.

Bu nedenle 2006’da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden
sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor."

Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji’den 3, Coğrafya’dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla
öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor.

Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda
Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya’yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var.

Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik."

"ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM"


Yarımağan, yeni sistemde "soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını"
vurguladı.

Yarımağan, "Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz.

İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

2010’da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının "mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali" olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini
ifade etti. Yarımağan, "Şu anda uygulanan ÖSS’de ilk testlerde 30’ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak" dedi.

Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi.

İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?

Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti.

Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı:


"Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek.

Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler. Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci
aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak. Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek.

Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99’u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur."

ÖLÇME NASIL YAPILACAK?

Yarımağan, yeni sistemde "ölçme-değerlendirmenin" bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının "ders düzeyinde" ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden
birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

"İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak.

Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye ’Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla’ demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak. Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle."

HESAPLAMA

Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı:


"Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak.
Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği,
hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için
kullanılıyor.

Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik’in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da
olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek."

Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti.                   ALİ DEMİR

 

2月7日

ÖSS

 

YENİ ÖSS

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da geçilecek yeni üniversiteye giriş sistemi ile ilgili, "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Soru sayısı biraz fazla olacak. Yeni sistem öğrencinin lehine." dedi.

'Sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere girecekler.' şeklindeki değerlendirmenin ise doğru olmadığını söyleyen Yarımağan, "Meslek liseliler için beklentiler çok ileri gitmemeli." diye konuştu. Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının da oluşturulduğunu aktardı.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, CİHAN'a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yarımağan, "Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor, ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil." dedi.

Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, "Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak." diye konuştu.

SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK

Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, "Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı." ifadesini kullandı.

Yarımağan şunları dile getirdi: "Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matemeatik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız. Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yükseköğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız."

"AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK"

Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, "Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek." şeklinde konuştu.

Yarımağan, şunları dile getirdi: "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran'da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetak bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla."

"VELİLERDEN ŞİKYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR"

Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, 'Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu.' şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, "Hiçbir şey alt - üst olmuyor." dedi.

Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, "Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

"MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM"

"Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım." diyen Yarımağan, 'sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki' bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.

Yarımağan, "Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen... Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar. Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabii ki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise... Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.

En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.

Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum."

ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NE TÜRLÜ KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK

ÖSYM Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.

Yarımağan, "Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir... Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli. Ama nasıl katılacağı YÖK'ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı." dedi.

ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99'U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK

Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, şunları söyledi: "Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum."

BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ

Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, "Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok. Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran'ın 20'sinde ve 25'inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise 1, lise 2, lise 3'te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz. Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. 3 soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı." şeklinde konuştu.

"AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR"

Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.

"Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım." diyen Yarımağan, "1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz." şeklinde konuştu.

Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, "Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor." dedi.

Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.

Yarımağan şöyle devam etti: "Örneğin, biz bugün test sorularında 'şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz' diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan. Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli. Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir, ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor."

Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, "Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz." dedi.

                            ALİ DEMİR

1月2日

ÖSS

ÖSS ADAYLARI BU SENE ÇOK ŞANSLI!..


 


 

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2009'da ÖSS'ye girecek adayların, en şanslı adaylar olacağını açıkladı.

Yarımağan, 2008'den 2009'da devreden öğrenci sayısının çok azaldığını belirterek şöyle konuştu:

"2008'de ön lisans baraj puanını 160'tan 145'e, lisans puanını 185'den 165'e düşürdük. Bu durum binlerce öğrencinin üniversiteye girmesinin yolunu açtı. Ayrıca yeni açılan üniversiteler ve artırdığımız kontenjanlar sayesinde, geçmiş yıllardan dışarda kalan, üniversiteye giremeyen öğrenci sayısı hayli azaldı.

Liselerin dört yıla çıkarılması nedeniyle bu yıl liselerden mezun olacak öğrenci sayımız 150 bin civarında olacak. Ayrıca 4 yıllık liselere eklenen dersler ve ders içerikleri bu öğrencileri diğer öğrenciler karşısında şanslı hale getirmiştir.

Sonuçta bu yıl ÖSS'ye girecek olan öğrenci sayımızın 1 milyon 100 bin kişi olacağını tahmin ediyorum. Yapılacak artışlarla kontenjanların 600 bin civarında olacağını düşünürsek, bu yıl sınava giren her iki öğrenciden biri, bir bölüme yerleşecek."

ÇALIŞMALAR SON AŞAMADA

Meslek lisesi mezunlarının katsayı mağduriyetlerinin giderilmesi için YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak çalışma yaptıklarını belirten ÖSYM Başkanı Yarımağan, hazırlıkların artık son aşamaya geldiğini belirtti. Yarımağan şöyle konuştu: "Bu konuda açıklama yapma yetkisi YÖK'te olduğu için bir şey söylemek istemiyorum. Yapılan çalışmalarda çeşitli kurumlardan gelen öneriler değerlendiriliyor. Benim kanaatime göre meslek lisesi mezunlarının, kendi branşlarındaki üniversiteleri tercih etmeleri halinde katsayı mağduru olmaktan kurtarılacakları bir formül konusunda fikir birliğine varılmış durumda. Meslek liselerinde yeterli dersleri alamayan öğrencilerin yetiştirilmesi içinse, üniversitelerde bu derslerin okutulması düşünülüyor. Bu açıklamaların ocak ayının ilk haftası yapılacağını düşünüyorum."

SORU SAYISI DEĞİŞTİ

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Uğur Dershaneleri ÖSS Koordinatörü Turgay Polat da, liselerin dört yıla çıkarılmasının ve konulan yeni dersler ile değiştirilen müfredatların bu yıl liselerden mezun olan öğrencilere büyük avantaj sağladığını belirterek şu bilgileri verdi: "2009 yılında yapılacak olan ÖSS'de soru sayıları ve ders içerikleri konusunda çeşitli değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikler MEB'in liseleri dört yıla çıkarması ve değişen ders içerikleri sonucunda yapılmıştır. ÖSYM yaptığı bu değişiklik sonucunda hem testlerin soru sayılarında hem de içeriklerinde değişikliğe gitti. Ancak en önemli ve gizli değişiklik eklenen dersler ve bu derslerin içerikleri konusunda olmuştur. Bu da 2009 yılı öncesinde mezun olan öğrencilerin 4 yeni dersi yeniden öğrenmelerini gerektirmektedir."

  ALİ DEMİR


9月8日

ÖSYM

 tara0013
 ÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!
 
   ÖSYM İle ilgili bilgilere aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz!
8月15日

ÖSYS SONUÇLARI

ORDU LİSESİ 2008 ÖSYS SONUÇLARI
         11/A
1- MÜCAHİDE ÇALIŞ; Başkent Üniversitesi- Hemşirelik(Burslu)
2- AYSEL AKYÜREK; Osmangazi Ünv.- Ziraat Müh. (Eskişehir)
3- ÖZGÜR MADEN; KTÜ-Kimya (Trabzon)
4- ŞEYDANUR ŞEBCİOĞLU; Atatürk Ünv.- Çevre Müh.
5- MUSTAFA CAN KOÇAŞ; Azebaycan Ünv.- Mimarlık
6- MERT BAŞ; OMÜ- Matematik
7- CANER KAHRAMAN; Süleyman Demirel Ünv.- Elektronik Ve Haberleşme Mühendisliği.
8- DEMET KESKİN; Selçuk Ünv.- Çevre Müh.
9- ÖZLEM ÜNAL; Ege Ünv.- Deri Müh.
10- BEYZA AKTAŞ; Dokuz Eylül Ünv.- Tekstil Müh.
11- BETÜL IŞIK; ODTÜ- Gıda Müh.
12- OĞULCAN AKBULUT; Maltepe Ünv.- Bilgisayar Müh.(İngilizce)
13- SEMİH ŞAHİN; OMÜ- Fizik
         11/B
1- VURAL KURNAZ; Dokuz Eylül Ünv.- İşletme
2- YILDIRAY HEKİM;- Atatürk Ünv.- İşletme
3- MERT YAŞAR;- Cumhuriyet Ünv.- İktisat
4- TUĞÇE SAĞLAM;- Osmangazi Ünv.- İktisat
5- MUSTAFA DOĞAN;- Gaziosmanpaşa Ünv.- kamu Yönetimi(Tokat)
6- GİZEM ŞEBNEM KOÇ; Çanakkale Onsekiz Mart Ünv.- Maliye
7- GİZEM AKSU; Kocaeli Ünv.- İktisat
8- DEMET ULUCAN; Muğla Ünv.- Büro Yönetimi Ve Sekreterlik
9- BERNA GENÇ; Gazi üniversitesi.- İktisat
        11/C
1- MEHMET TOPÇUOĞLU; Kadir Has Ünv.- Uluslararası Finanas (Burslu)
2- TUFAN KUVAN; OMÜ- Terme Meslek Yüksek Okulu- Muhasebe
3- ZEYNEP ŞAHİN; Kastamonu Ünv.- İnebolu MYO- Muhasebe
        11/D
1- AYBEGÜM AKÇİÇEK; Ankara Ünv.- İngiliz Dili Ve Edebiyatı
2- HAMİDE MERCAN; Erciyes Ünv.- İngiliz Dili Ve Edebiyatı
        11/E
1-KEVSER ŞENYURT; Abant İzzet Baysal Ünv.- Sosyal Bilgiler Öğretmenliği.
2- ONUR SAPMAZ; Uludağ Ünv.- Türk Dili Ve Edebiyatı
3- NAZAN ŞENYURT; Atatürk Ünv.- Coğrafya
4- CAN EĞREK; Artvin Çoruh Ünv. -MYO- Pazarlama
5- AYLİN ERDAŞ; Süleyman Demirel Ünv. - Aksu MYO- Organik Tarım
 
13HAZİRAN 2008 ORDU LİSESİ KARNE TÖRENİ 01313HAZİRAN 2008 ORDU LİSESİ KARNE TÖRENİ 016
 
Sınavda başarılı olan öğrencilerimi kutlar, üniversite yaşantılarında başarılar dilerim!    GülümsemeAli DEMİR
6月12日

REHBERLİK

ÖSS öncesinde sakinleştirici ilaç kullanmayın!

 

Öğrenci Seçme Sınavı
(ÖSS) öncesinde yoğun kaygı yaşayan gençlerin, sakinleşmek için doktor
kontrolü dışında kesinlikle ilaç kullanmamaları gerektiği belirtildi.
Bilinçsiz kullanılan ilaçların, alerji, ateş, kaşıntı gibi istenmeyen
yan etkilerin yanı sıra uyku ya da dikkat eksikliğine neden
olabileceğinden öğrencilerin sınavdaki performansını olumsuz
etkileyebileceği ifade edildi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Elvan İşeri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sınav
kaygısının, sınav öncesinde, sınav sırasında ya da sonrasındaki strese
bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik ve duygusal tepkiler olarak
tanımlandığını söyledi.
Yaşamın belli dönemlerinde hemen hemen herkesin bu kaygıyı bir miktar
hissettiğini hatta belirli düzeyde yaşanan kaygının kişiyi motive de
ettiğini anlatan İşeri, "Ancak bazı gençlerde kaygı düzeyi öylesine
yükselebilir ki sınav öncesi çalışma temposunu, sınavda da sınav
performansını olumsuz etkileyerek başarıyı düşürebilir. Amaç kaygıyı
tamamen ortadan kaldırmak değildir. Ancak yaşanan aşırı kaygının
kontrolü ve baş edilebilmesi önemlidir" dedi.

KAYGI BELİRTİLERİNE DİKKAT

İşeri, sınav kaygısının, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüste sıkışma
hissi, terleme, titreme, bulantı, karın ağrısı, baş dönmesi, bayılma
gibi fizyolojik belirtiler ile kendini gösterdiğini, korku, endişe,
huzursuzluk, hayal kırıklığı, ümitsizlik, kontrolü kaybetme hissi gibi
duygusal belirtilerin de söz konusu olduğunu kaydetti.
"Başarılı olamayacağım", "Herkes benden daha iyi", "Bir yılım boşa
gidecek", "Ailemin yüzüne nasıl bakacağım" şeklindeki olumsuz
düşüncelerin sınav kaygısını daha da artırdığına dikkati çeken İşeri,
"Bu durumda da dikkat ve konsantrasyon olumsuz etkilenebilir ve sınav
başarısı düşebilir" uyarısında bulundu.
İşeri, kaygının azalması ve duygusal rahatlamanın sağlanabilmesi için bu
tür olumsuz düşüncelerin yerine "Elimden geleni yaptım, emeğimin
karşılığını alacağım" diye düşünülmesi gerektiğini söyledi.


ANTİDEPRESANLAR

Sınav stresinin giderilmesi için bilinçsiz ve kontrolsüz ilaç
kullanılmasının kesinlikle yanlış olduğunu vurgulayan İşeri, "Sınava
çok az zaman kala ve bu zamana kadar sakinleştirici özelliği bulunan
ilaçları kullanmamış olan kişilerin, böylesi bir yönteme başvurması,
olumsuz sonuçlar doğurabilir" diye konuştu.
İşeri, sakinleştirici ya da antidepresan türü ilaçların kullanılmaya
başlandıktan 2-3 hafta sonra etkisini gösterdiğini belirterek, sınav
günü ya da sınavdan bir kaç gün önce kullanılan ilaçların herhangi bir
yararının olmayacağını söyledi.
Antidepresan ilaçların, hekim tarafından kaygı bozukluğu ya da depresyon
tanısı konulduğunda kullanılmasının uygun olduğunu ifade eden İşeri,
"Böylesi bir tedavi alan kişilerde ilaçların kullanılması sınav
öncesinde de devam etmektedir. Ancak hiç ilaç başlanılmamış kişilerin,
sadece sakinleşmek ve sınav kaygısını gidermek için ilaç kullanması
sakıncalı olabilir" dedi.
İşeri, sınav günü ya da sınavdan birkaç gün önce başlanılan ilaçların
kişiyi nasıl etkileyeceğinin bilinmediğini, bunun ancak uygulamadan
sonra ortaya çıkabileceğini belirterek, şunları kaydetti:
"İlaçların çeşitli yan etkileri olabilir, bu da sınav başarısını
doğrudan olumsuz etkileyebilir. İlaçlar, mide ve bağırsaklarda sorun
yaratabilir, bulantı, karın ağrısı, uykuda artma ya da azalma, iştahta
değişiklik, dalgınlık, dikkat eksikliği, alerji, ateş, kaşıntı gibi
istenmeyen yan etkiler yapabilir."
İşeri, ilaçların eczacı ve arkadaş tavsiyesiyle değil, uzman hekimce
verilmesi gerektiğini vurguladı.


"EV YEMEKLERİ TERCİH EDİLMELİ"

Sınavdan önceki gece ağır, yağlı yemekler yerine ev yemeklerinin tercih
edilmesi, saat 20.00’den sonra gıda tüketilmemesi gerektiğini belirten
İşeri, şu önerilerde bulundu:
"-Aile bireylerinin gerginlik yaratacak konuşmalardan uzak durması,
çocuklarının ellerinden geleni yaptığına inandıklarını belirten ifadeler
kullanmaları uygun olacaktır.
-Dışarıda kebap türü ağır yiyecekler yenilmemeli, bunun yerine az yağlı,
hafif ev yemekleri tercih edilmeli,
-Uyku kaçırıcı kafein içeren içeceklerden uzak durulmalı,
-Günlük alışkanlıklar dahilinde bir gün geçirilmeli, o gece sınav
stresinden uzaklaşmak için fiziksel yorgunluk verecek eğlencelerden uzak
durulmalı,
-Bedeni rahatlatacak fiziksel egzersizler yapılmalı,
-Çok geç saatlere kalmadan uyumaya çalışılmalı,
-Şekerli gıdalar beynin çalışmasını sağladığı için sınav sabahı bal,
pekmez yenebilir."

3月16日

REHBERLİK

 

ÖSS kâbusu ve anne babalar

Üniversitelerarası Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) için başvurular başladı. Bu yıl, bu kadar sessiz ve sakin geçmesinin nedeni, liselerin 4 yıla çıkması nedeniyle, pek çok okulun mezun vermemesi. Yani bu yılki ÖSS maratonunda, bir anlamda sadece eski mezunlar yarışacak.
Peki bu durum, bu yıl ÖSS’ye girecekler için bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı? Herhangi bir olumsuzluk yaratmayacağı kesin. Ama bu yıl sınava gireceklere çok büyük avantajlar sağlayacağını söylemek de abartılı olur.
ÖSS’ye yönelik geçmiş yılların istatistiklerine baktığımızda, yeni mezunların, üniversiteyi kazananlar içinde ortalama beşte bir oranında olduklarını görüyoruz. Yani en fazla yüzde 20’lik bir avantaj söz konusu.
Aslına bakılırsa bu oran bile abartılı. Çünkü bu yıl mezun veren liseler, iddialı liseler ve kazanma oranları yüzde 20’lerin çok üzerinde gerçekleşecek.
İşte bu yüzden başvuran aday sayısını ve bu yılki özel durumu hiç dikkate almadan hazırlıkları sürdürmek en doğru olanı. Yoksa bir de bu yüzden derin hayal kırıklıkları yaşanmasın.
Puanlar düşer mi? Hiç sanmıyoruz. Kontenjanlar boş kalır mı? Onu da hiç sanmıyoruz. Peki 30’u aşkın yeni üniversitenin açılması kontenjan artışı getirir mi? O da mümkün değil. Çünkü sadece tabelaları değişti.
ÖSS’ye hazırlanan adaylara önerimiz, bir an önce başvurularını yapmaları. Başvurular, YÖK’teki değişiklik nedeniyle zaten gecikmeli başladığı için, ek bir süre verilmesi mümkün değil. Başvuru gerçekleşmeden ÖSS’ye girilemeyeceğini ve olası bir unutkanlığın size en az bir yıla mal olacağını özellikle hatırlatmak isteriz.

Bahar geldi...
3 Mart’ta başlayan başvurular 7 Nisan’da sona erecek. Sınav da 15 Haziran’da yapılacak.
Baharla birlikte öğrencilerdeki rehavet doruğa çıktı. Bu durumdan en fazla etkilenenlerin başında da ÖSS adayları geliyor. Ayakları, okula da, dershaneye de geri geri gidiyor. Stres dorukta. Adaylardan ne kendileri memnun ne de aileleri.
Dikkate almadıkları en önemli nokta ise tüm adayların aynı durumda olduğunun farkında olmamaları. Sanıyorlar ki, yeterince ders çalışamayan sadece kendileri. Oysa kafalarını kaldırıp biraz çevreyi gözleseler herkes aynı durumda.
Aynı durum aileler için de söz konusu. Müthiş gerginler. Çocuklarıyla birlikte sanki onlar da sınava girecekmiş gibi heyecanlılar. Bu yüzden de sürekli haydi daha fazla çalış baskısı içindeler.
Adayları en fazla kızdıran ise başkalarıyla kıyaslanmaları. Falancanın çocuğu günde şu kadar ders çalışıyor, günde şu kadar test çözüyor, senin aklın ise havada. Kazanamayacaksın. Onca emek, onca harcama hep boşuna gidecek diye öylesine çok konuşuyorlar ki, susturabilene aşkolsun.
O yetmiyor dershane öğretmenleri, o yetmiyor okul öğretmenleri, o da yetmiyor özel öğretmen ve çevre baskısı.
Şu dönemde üniversite adayı olmak gerçekten hiç de özenilecek bir pozisyon değil. Kâbusu kim ister ki!
Yine bu dönemin önemli tartışma konularından biri de hangi üniversite, hangi meslek ve hangi kent konularında kimin haklı olduğu. Anne babalar sanki gidip kendileri öğrenim görecekmiş gibi hemen her şeye karar veriyorlar. Adaylar itiraz edince de kıyamet kopuyor. En komiği ise meslek seçimi. Kimse hayalindeki mesleği seslendirmiyor. Nasıl olsa kazanamam diyor. Peki o halde ne istiyorsun denildiğinde ise cevap hep aynı: Neresi olursa. Gerçekten de öyle oluyor. Puan nereye tutarsa oraya gidiliyor. Sonuç: Mutsuzluk, karamsarlık ve gelecek kaygısı.
Gençleri, ailelerini ve toplumu derinden etkileyen bu süreç yeniden masaya yatırılmalı ve daha akılcı çözümler bulunmalıdır...

3月10日

ATATÜRK

 

Yıkın Heykellelerimi!

Ben, Mustafa Kemal’im…Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,

Hala en kakiki mürşit, değilse ilim, Kurusun damağım, dilim,

Özür dilerim…Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Özgürlük hala, En yüce değer değilse eğer…

Prangalı kalsın diyorsanız köleler…Unutun tüm dediklerimi.

Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı, Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,

Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı…

Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın. Anlamı kalmadıysa

Yurtta sulh, dünyada barışın. Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.

Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Özlediyseniz çağın gerisinde kalmayı. Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi.

Hala medet umuyorsanız

Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek… Karanlık geleceğe girsin diyorsanız,

Yobazın gazabından ürkerek… Diyorsanız ki, okumasın Kadınımız, kızımız;

Budur bizim alın yazımız…Unutun tüm dediklerimi.Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet…

Özlemini çekiyorsanız, Saltanatın, sultanın…

Hala önemini anlamadıysanız, Millet olmanın…

Unutun tüm dediklerimi. Yıkın, diktiğiniz heykellerimi…

“RAHAT BIRAKIN BENİ…”

1月26日

Konuşulan konu TEBESSÜM...

tara0013             TEBESSÜM...

            Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine neden oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.
            Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köse başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
            Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜM`ün sonucuydu.

1月12日

ÇALIŞMA ZAMANINI DÜZENLEMEK VE PROGRAM YAPMAK

27 Kasım 023

  
                 Sevgili öğrenciler, çalışma zamanınızı düzenlemeden ve kendinize bir program hazırlamadan önce hangi saatlerde çalışmanın sizin için daha verimli olduğunu tespit etmeniz gerekmektedir. Çünkü bireylerin kişisel özellikleri farklı olduğundan, verimli bir şekilde çalışabilecekleri saatlerde birbirinden farklı olabilir. Kimi sabahın erken saatlerinde çalışmaktan, kimi geç saatlerde çalışmaktan, kimi ise gün ortasında çalışmaktan diğer zamanlarda çalışmaya oranla daha fazla verim alabilirler. Bu nedenle bu saatlerin tespit edilip çalışma proramının bu saatlere göre düzenlenmesi daha uygun olur.
                  Ders çalışırken dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar şunlardır;
                 * İnsanın, beyninin özelliği gereği dikkatini uzun süre aynı noktaya yoğunlaştırması mümkün değildir. Belli bir süre sonra dikkatin dağılması herkeste görülen olağan bir durumdur. Dikkatinizin dağıldığını hissettiğiniz anda çalışmayı bırakarak bir süre dinlenmelisiniz.
                 * Yeni bir konuyu çalışmaya yönelik öğrenme durumlarında en elverişli süre 20- 40 dk. arasıdır. 20 dakikadan az bir çalışma verimsizdir. 1 saatten fazla süren çalışmalar ise hatırlanan malzemenin sürekli olarak azalmasına neden olur.40-50 dakika etkin bir çalışmadan sonra 10 dakika dinlenmek benimsenen bir görüştür.
                 * Çalışmaya başlamakta güçlük çekmenin ve zamandan yeterince yararlanamamanın en önemli nedeni; bizim için önemi az olan konularda zaman kaybedip, bizim için önemli konuları sonraya bırakmamızdır. Böylece önemsiz konular içinde zamanımızı tüketerek, önemli konuları çalışmaya fırsatımız kalmamaktadır. Bunun için yapmak istediğimiz bütün faaliyetleri alt alta yazıp, her faaliyetin sizin için önem derecesini belirleyin ve sizin için en önemli olanlardan başlayın.
                 * Çalışma programınızın ders programınızla paralellik göstermesine özen gösterin. O gün gördüğünüz derslerin tekrarını o günün akşamında mutlaka yapmış olun. Çalışma programınızda dersler arasında kendinize yeterince dinlenme süresi ayırın. Bu süre 10-15 dakikadan fazla olmamalıdır.
                 * Derse başlamadan önce fizyolojik ihtiyaçlarınızı mutlaka gideriniz( açlık, susuzluk, uyku, dinlenme...). 
     
                       (Devam edecek...)             Ali DEMİR
1月11日

GÜZEL SÖZLER- 2

 
 
                    TÜM DÜNYA'DAN DERLENMİŞ GÜZEL SÖZLER- 2
 

428f6ee689f6cef15e7a7d5713438300

             * Paranın mutluluk getirmediği doğrudur; ancak burada sözü edilen başkasının parasıdır.
             * Akıllı başkalarının, aptal yalnız kendi deneylerinden yararlanandır.
             * Yöntemi olan topal, Yöntemsiz koşandan daha çabuk ilerler.
             * Kişilerin sırf yanılgılarına göre değer biçenler, cahillerle budalalardır. Olgun ve bilgili kişiler ise her zaman, her yerde ve herkesle doğru ve iyi yanları arayıp bulabilirler.
             * Yitirdiğimiz şeylere yeniden kavuşmak ya da yenilerini bulmak her zaman olasıdır. Bu yüzden "çekingenlik" de, "yeniden incinme korkusu" da sevgiyi engellememelidir.
             * Küçük üzüntüler sineklere benzer; Biraz hareket, biraz eylemle onları kovabiliriz.
             * Herkes kahraman olamaz, kimilerinin de onları alkışlaması gerekir.
             * Kalbini açtıklarına dudaklarını kapatma.
             * Basit insanlar genellikle kendilerinin anlama yetenekleri üstüne çıkan her şeyi kınarlar.
             * Suyun taşı delmesi gücünden değil, sürekli akmasındandır.
             * Herkesle arkadaşlık yapın, ama sadece erdemlilerle dost olun.
             * Madem ki iyiliğinize inanılmasını istiyorsunuz, o halde ondan bahsetmeyin.
             * Aza sahip olan değil, çok isteyen fakirdir.
             * Bir insana yapılan iyiliğin hatırlatılması, onu suçlamakla aynı şeydir.
             * İnsanları inandıklarından vazgeçirmek, onları bir şeye inandırmaktan daha zordur.
             * Bu Dünya'ya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik. Anlaşılamamanın üzüntüsünü duyacağımız yerde bütün ruhumuzla başkalarını anlamaya çalışsak hayat ne güzel olurdu.
             * İyi yaşamak için göze batmadan yaşamak gerekir.
             * Bağımsızlığın tek yolu yasalara bağlı kalmaktır.
             * Kendimi bile yeterince tanıyamadım. Başkalarını davranışlarına göre nasıl yargılarım?
             * Bildiğimizi zannetmemiz, öğrenmemizin en büyük düşmanı olmuştur.
             * Umut uyanık insanın rüyasıdır.
             * İnsan yürüyüşe yalnız çıkmaktan hoşlanabiir; ama fikirlerinde yalnız kalmaktan nefret eder.
             * Ancak bir aptal, suyun derinliğini her iki ayağı ile ölçer.
             * Düşünceleriniz ne ise, yaşamınız da odur. Yaşamınızın gidişini değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirin!
             * Fazla zırh ve çok az bir beyin; işte dinozorların neslinin tükenmesinin nedeni.
             * Aydın kişi, yağmur yağmadığı zaman da kütüphaneye giren insandır.
             * Mutluluk, varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk biçimidir.
             * Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara birşeyler öğretilen başka okul da yoktur.
             * Yaşam, kendini tanımanın bitmeyen sürecidir.
             * Düşüncelerini gereğinde değiştirebilen kişiler, düşünebiliyorlar demektir.
             * Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.
             * Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşandığı önemlidir.
                                                                                         ( devam edecek...)

MOTİVE EDİCİ SÖZLER!

25 ocak 2008 034 
         ORDU LİSESİ DÖNEM 1. BETÜL IŞIK                 
 
                   * Kendini aşan herkes yarışın birincisidir.
                   * Çerçeve üreticisine herşey dört köşe görünür.
                   * Doğru olmadığına inandığınız hiçbir savaştan zaferle çıkamazsınız.
                   * Seçenekleri başkası belirliyorsa, seçim senin değildir.
                   * Gitmemen gereken yolları, ulaşamayanlardan öğren.
                   * Plan, karmaşanın sıraya konmuş halidir.
                   * Derinlik kimi zaman yüzeydedir.
                   * Kusursuz bir hazırlık süreci başarının kendisidir.
                   * Bazen bir yanlıştan kaçarken iki yanlışa düşeriz.
                   * Tüm uzakların yolu ayağının ucundan başlar.
                   * Yaşamayı göze alamadığın hiçbir korkuyu aşamazssın.
                   * Başarı hataları gizler; Yenilgi ise yetenekleri...
                   * Akılda tutmanın en sağlam yolu iyice öğrenmektir.
                   * Bir işi yapmanın kötü yolları da vardır!
                   * Üniversite, yaşamın seçeneklerinden sadece biridir.
                   * Neden bulmakta en yaratıcı olanlar tembellerdir.
                   * Mermeri yonttukça heykel olur. ÇALIŞIN!
                   * Yarım bırakılmış iş, zorlaştırılmış iştir.
                   * Oyunun kuralları, oyunu iyi bilenden yanadır.
                   * Şansa inananlara çoğu kez şanssızlık isabet eder.
                   * Çözümü sen bulacaksın, çünkü hedefi sen biliyorsun.
                   * Yarışı önde götüren değil, ipi göğüsleyen kazanır.
                                                                                                  Ali DEMİR
1月5日

BAŞARILI OLMAK İÇİN NASIL ÇALIŞALIM?

ULUDAĞ VE ORDULİSESİ 285 
               BAŞARILI OLMAK İÇİN NASIL ÇALIŞALIM?
 
               Bu öğretim yılını ve bundan sonraki yılları başarı ile geçirmeyi kim istemez? başarılı olmak, çalışmanın karşılığını en iyi düzeyde alabilmek; verimli çalışma yollarını iyi bilmek, uygulamak ve programlı çalışma alışkanlığını geliştirmekle gerçekleştirilebiir. İşte yapabilecekleriniz:
               
              ÇALIŞMA ORTAMI
              * Evde kendinize ders çalışmak için bir köşe, mümkünse bir oda hazırlayın. Hergün aynı masa ve ortamı kullanın ki oraya oturduğunuzda aklınıza ders çalışmak gelsin.
              * Ders çalışırken kesinlikle masa başında olmaya özen gösterin. Yatarak, uzanarak, müzik dinleyerek verimli ders çalışılmaz. (Ancak güzel hayallere dalınır.)
              * Çalıştığınız masada ders çalışmanın dışında başka bir iş ile uğraşmayın. Masanızda ders araç gereçlerinden başka şeyler bulundurmayın. ( Dergi, poster, telefon, oyuncak, biblo v.b..)
              * Odadaki gürültüyü en aza indirmeye çalışın. ( Pencereyi kapatmak, kardeşinizi odadan çıkartmak gibi...)
              * Sandalyeniz çok rahat veya rahatsız, odanız çok sıcak ya da soğuk olmasın.
           
              DERS ÇALIŞMA SIRASINDA
             * En etkili öğrenme okulda ders sırasında olmaktadır. Okulda dersi iyi dinlemeniz evde ki çalışma yükünüzü büyük ölçüde hafifletecektir. Sınıf içinde öğretmeninizin anlattıklarını dinlerken sınavlar için sorumlu olduğunuz yerlerin ip uçlarını öğrenebilir, anlamadığınız konuları anında öğretmene sorabilirsiniz.
             * Günlük çalışmada neyi hedeflediğinizi belirlemezseniz, ne kadar çalışsanız da huzursuzluk duyarsınız. Fakat, ben şu kadar çalışacağım diye bir hedef koyarsanız, o dersi bitirdikten sonra bir başarı duygusu hissedersiniz. Bu da size daha fazla çalışmak için istek verir.
             * Çalışma süresini çalışılacak konunun zorluğuna göre ayarlayın. En verimli çalışma süresi 20- 40 dk. arasındadır Bu süreyi 10 dk'lık bir tekrar ve 10 dk'lık bir dinlenme süresi izlemelidir.
             * Bir dersi çalıştıktan sonra ardından benzer bir dersi çalışmayın.
             * Çalıştığınız konuların özetini yazın ve bunları kendi cümlelerinizle yüksek sesle anlatın.
             * Ders çalışırken sıkılırsanız masayı hemen terketmeyin. Önce kendinize bir hedef belirleyip bunu yaptıktan sonra masadan kalkın. (problem çözmek gibi...)
             * Sosyal derslerin çok sayıda tekrar yaparak ve anlatarak, sayısal derslerin bol soru çözülerek iyi öğrenileceğini unutmayın.
             * Tekrarlamak öğrenmenin temel şartıdır. Bir konuyu ne kadar öğrenirsek öğrenelim onu tekrarlamadığımız sürece unuturuz. Bu nedenle düzenli aralıklarla geçmişte gördüğümüz dersleri yeniden çalışalım.
 
             SINAVLARA HAZIRLIK
             * Her ders için düzenli tekrar yapılmışsa sınava hazırlık çok kolay ve kısa süeli olur. Günlük tekrar yapılmadıysa en az bir hafta önceden sınav hazırlığına başlanması akıllıca bir davranış olacaktır.
                Sınavda başarılı olmanın ilk koşulu dersi derste öğrenmektir. Aşağıdaki önerileri dikkate almalısınız;
             * Sınava hazırlık için 1 haftalık çalışma programı hazırlayın Hergün çalışacağınız konuları bu programa kaydedin.
             * Çalışılacak konuların ana hatları ile özetinin çıkarılması sınava hazırlığı kolaylaştırır
             * Özetleri kullanarak yüksek sesle anlatın.
             * En son, gece uykuya yatmadan önce ve sabahın erken saatlerinde bir kez daha hızla konuları gözden geçirin.
             * Uyku ve beslenmenize dikkat edin.
             * Sınavdan önce geçmiş başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı düşünün.
             * Bilgilerinizi sınav saati gelene kadar tekrarlayabiirsiniz. Ama hiç bilmediğiniz birşeyi öğrenmeye kalkmayın.
             * Son akşamı sınav konusunda evdekilerle konuşarak geçirmeyin. Başarısız olursanız sonuç ne olur? Konusunu açmayın ve açtırmayın.
             * Sınavdan önceki gece kıyafetinizi, kaleminizi, silginizi, sınavla ilgili belgelerinizi eksiksiz hazırlayın, böylece sınav sabahı gerginlik yaşamazsınız.
 
            SINAV İÇİN ÖNERİLER
            Aşağıda sınav türlerine göre bazı öneriler sıralanmıştır.
            1- Klasik Sınavlar:
             * Tüm soruları yanıtlamaya başlamadan önce mutlaka okuyun, puan değerlerini hesaplayın, soruların zorluk derecelerini belrlemeye çalışın ve ne kadar zaman alacağını düşünün. Bütün bu çalışmaları kısa sürede tamamlayın.
             * Önce en kolay, en iyi bildiğiniz soruları yanıtlayın.
             * Soruları, içindeki uyarıcı sözlere dikkat ederek iyice okuyun, istenilen bilgiden başka birşey yazmayın.
             * Hiç bir soru üzerinde gereğinden fazla zaman harcamayın.
             2- Çoktan Seçmeli Sınavlar:
              * Eğer yanlış sorular doğru soruları götürüyorsa, bilmediğiniz soruları işaretlemeyin.
              * Yanıtlanamayan sorular, daha sonra geri dönülmek koşuluyla ( tur sistemi) atlanmalı, soru numarası başına işaret konulmalıdır.
              * Tüm sorular yanıtlandıktan sonra tekrar kontrol edilmelidir.
               Sınav öncesinde aşağıdaki belirtilerin birini veye birkaçını yaşıyorsanız eğer;
              * Şiddetli bir huzursuzluk duyuyorsanız
              * Kalp atışınız hızlanıyorsa,
              * Hızlı ızlı nefes alıyorsanız,
              * Midenize kramplar giriyorsa,
              * Ders çalışırken pannik içinde konuları anlamadan atlıyorsanız,
              * Arkadaşlarınızın sınava daha iyi hazırlandıklarını ve daha başarılı olacakları duygusuna kapılıyorsanız;
                Sınav için gereğinden fazla heyecanlanıyorsunuz demektir. Bu heyecanı engellemek için;
              * Sınavı neden bu kadar abarttığınızı düşünün ve gereksiz endişelerinizin, size hiçbir yararı olmayan olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. ( örn. annem- babam ne diyecek; herkes beni aptal sanacak...gibi)
              * Derin nefes alın, vücut kaslarınızı rahatlatın.
              * Unutmayın, sınav kişiliğinizin değil bilgilerinizin değerlendirilmesidir. Sınavda başarılı olmanız gerekli bilgileri iyi öğrendiğinizin, başarısız olmanız ise iyi öğrenmediğinizin göstergesidir.
             Gülümseme * Kendi kendinize birkaç kez " BU SINAVI BAŞARACAĞIM" deyin.
    
                BAŞARILAR!                                                            Ali DEMİR
              
12月30日

REHBERLİK SİTESİ

 
 
Resim 006
                                                                  
                                                                                                    http://www.rehberliksitesi.com/                                                                    

GÜZEL SÖZLER

Alaycı428f6ee689f6cef15e7a7d5713438300
                 TÜM DÜNYA' DAN DERLENMİŞ GÜZEL SÖZLER
 
 
                      * Ancak durgun su yıldızları yansıtır.
                      * Acı çekmekten korkan insan, korktuğu şeyden acı çekiyordur.
                      * Egoist, daima en sevdiği kişiye, yani kendine zarar verir.
                      * Ayakkabım yok diye üzülüyordum, ayaksız bir insan gördüm!
                      * Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
                      * Hiç bir şey sesin yükseltilmesi kadar bir konuşmanın düzeyini düşürmez.
                      * Başkalarından en fazla şüphe edenlere, en az güvenilmelidir.
                      * Hayat bir tiyatro salonudur. Parası olanlar iyi yerlerde otururlar.
                      * Çevrendekileri alçaltarak değil, kendini gerçekten yükselterek büyüyebilirsin.
                      * İnsan ne kadar dönerse dönsün arkasını göremez.
                      * Hayatı seviyor musunuz? Öyleyse zamanı boşa harcamayın, çünkü esas hayatı o meydana getirir.
                      * Yoksulluk hiç bir vakit pazarlığa olanak vermez.
                      * En küçük iş, en büyük niyetten daha iyidir.
                      * Öfkeliyken konuş, göreceksin ki pişman olacağın en güzel konuşmayı yapacaksın.
                      * Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı?
                      * Cehennemde ateş yoktur, her insan ateşini bu dünyadan götürür.
                      * Kötü bir yıl olunca ümidinizi kesmeyiniz. Hemen ardından bir değil iki yıl, hem de güzel iki yıl gelebilir.
                      * Aslanla buzağı birlikte yatabilirler, fakat buzağının gözüne pek uyku girmez.
                      * Uygulamak , istemekten önce gelmelidir.
                      * Fırtınalar insanın denizi sevmesine engel olamaz.
                      * Bu günü yaşa, yarın çok geç olabilir.
                      * Allahın gülü dikenli yarattığına hayret edeceğine, dikenler arasında gül yarattığına hayret edini.
                      * Kağıda dokunan kalem kibritten daha çok yangın çıkarır.
                      * Başkasının izinden yürüyen iz bırakmaz.
                      * Gününü faydalı şekilde kullanmayı bilen insan için asıl mutluluk akşam vaktinde gelir.
                      * Konuşmak ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattır.
                      * Durgun sular derin akar.
                      * Başkalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla! 
                      * Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır.
                      * Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar çalışmaktan da zevk almazlar.
                      * Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak ta korkudan kurtarır.
                      * Pencereyi kendiniz açarsanız iyi hava gelir, başkaları açarsa cereyan olur.
                      * Kuşlar insanları neden anlamazlar; Çünkü onlar yazın tarlalara korkuluk dikerler, kışın da kuşlara buğday tanesi serperler.
                      * Bir tırtılın üstüne basan, bir kırlangıç öldürmüş demektir.
                      * Bir işi en zor yanından düşün ki yaparken güçlük çekmeyesin.
                      * Alay etmek çoğu kez fikir yoksulluğundan ileri gelir.
                      * Bir insanın değeri, kitaplarının değeri ile ölçülür.
                      * İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.
                      * Günün parlak ışığında en uzak görebileceğimiz şey güneştir. Fakat gecenin karanliğinda insan milyonlarca kat daha uzakta olan yıldızları görür.
                      * İnsanlar bir kez aldatılırsa, gerçekten bile şüphe edreler.
                      * Dünya'da en güç iş, işsiz gezmektir.
                      * Bir insanın ilk işi nedir? Yanıt açık; Kendisi olmak.      
 
12月26日

REHBERLİK

03504db307cd48dcdf1cfe3cef9e5a2f 
                                                   BAHANELERİ ORTADAN KALDIRMA
 
         "Çalışmam gerektiğini biliyorum ama çalışamıyorum" diyen öğrencilerin büyük çoğunluğu, gerçekte anne- babaları istediği için, arkadaşları veya herkes gittiği için üniversite programlarına gitmek isteyenlerdir.
          Bu öğrencilerin ders dışında okumaya istekli ve ilgili olmadıkları, boş zamanlarında okuma dışında etkinliklerle ilgilendikleri görülür. "Bir sınavda veya okulda başarılı olmak" ve "çalışmak" bu öğrencilerin KENDİ AMAÇLARI değildir. Bu açıdan bakınca gençlerin zorlanmalarına şaşmamak gerekir. Çünkü; bir başkasının amacı için insan ancak "bu kadar" gayret harcar.
           ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK VE SÜRDÜREBİLMEK İÇİN ÇALIŞMA NEDENİNİZİ BELİRLEMENİZ (AMACINIZ), ZAMANINIZI ÖNCELİKLERİNİZ DOĞRULTUSUNDA DÜZENLEMENİZ, ÇALIŞMAK İÇİN KENDİNİZİ DÜZENLEMENİZ, ÇALIŞMA VE BAŞARI KONUSUNDAKİ ENDİŞELERİNİZİ VE OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZİ ORTADAN KALDIRMANIZ GEREKMEKTEDİR.
 
              ÖNERİ:
 
          Bu durumda olan öğrencilerin, doğru bir arkadaş grubu seçerek çalşma programlarını yapıp uygulamalarını öneririm. Sosyal uyum ve grup baskısı, eğer doğru arkadaşlar seçilmişse, çalışmaya başlamayı kolaylaştırır, dikkat kopmalarını azaltır.
          Kendinizi aşağıdaki sözleri söylerken yakalarsanız, o sözlerin altındaki soruları sormanız yararlı olacaktır!
             
            "Bu konumdayım, bu bana yeter."
           Kendinize sorun: "Bir çaba harcamadığım için, karşılığında bir şey beklemeli miyim?"
 
           "Yeterli zamanım yok."
           Kendinize sorun: "Çalışmak gerçekten öncelikli bir şey mi? En azından şimdi, yapılmaması gereken kaç şey var?"
 
            "Tamam, yarın başlarım."
            Kendinize sorun: "Bunu kaç defa söyledim? Bu geçerli bir bahane mi? Yarın ne diyeceğim?"
 
            "Yapamam."
             Kendinize sorun: "Kaç yol/yöntem denedim? Kaç defa denedim? Yardım almaya çalıştım mı?"
 
             "Çalışmaya ihtiyacım yok."
             Kendinize sorun: "Niçin böyle düşünüyorum, sınıfta kaçıncıyım ki?"
 
             "Çok yorgunum."
             Kendinize sorun: "Başka bir şey yapmayı tercih etseydim kendimi bu kadar yorgun hisseder miydim? Dün gece ne kadar uyudum?"
 
             "Çok sıkıcı."
             Kendinize sorun: "Bununla ne elde etmeyi bekliyorum? Bu bilgiyi hayatımla ilişkilendirmeye çalıştım mı? Bu bilgiye gerçekten ihtiyacım var mı?"
 
             "Benim için çok ağır, öyleyse niçin başlayayım?"
             Kendinize sorun: "Gerçekçi olursak, şimdi başarabileceğim bir şey var mı? Niçin her şeyim böyle karmakarışık? Ne zaman bir işe el atacağım?"
 
              Şimdi kendinize, "YAPACAĞIM...ve YAPABİLİRİM" deyin.
 
                                 ALİ DEMİR